The Legend Of The Blue Sea

Mavi Deniz Efsanesi… Lee Min Ho ve Jun Ji Hyun’u buluşturan dizi.2016 kasım ayında başlayıp 25 Ocak ta son bulan dizi geçen sene en merakla beklediğim diziydi.Toplamda 20 bölüm sürdü. Fantastik romantik komedi diyebiliriz tarzına. İçinde dramatik öğeler olsa da baymayan bir dizi. Tıpkı Goblin gibi bu dizi de de bir reenkarne vakası vardı. Dizi sürekli yüzyıllar öncesinden günümüze geçişler yapıp durdu.


Tarih öncesinde birbirini tanıyıp aşık olan eski savcı günümüzde nitelikli bir dolandırıcı olan Hae Joon Jae (Lee Min Ho) ile her daim deniz kızı olup da eski adı Se-Hwa yeni adı Sim Cheong (Jun Ji Hyun) her dönem tekerrür eden imkansız aşkları ve sürekli tekrar eden lanetli kaderlerinin günümüzdeki reenkarne halini izliyoruz. Bakalım biricik çiftimiz bu hayatlarında laneti aşıp mutlu mesut yaşamayı becerebilecekler mi?


Böyle fantastik yapımları çok sevdiğim için ve şahane oyuncularla dolu olduğu için diziyi kesinlikle öneriyorum.
BUNDAN SONRASI SPOİLER İÇERİR !!

Adam erkek güzeli ama ona lafımız yok:)

Öncelikle geçmişte saygıdeğer vali Dam Ryung’ı günümüzde de nitelikli dolandırıcı Heo Joon Jae’ yi canlandıran Lee Min Ho’nun oyunculuğunu çok yetersiz buldum.İlk göz ağrım olmasına ve çok sevmeme rağmen oynadığı rollerin hepsinde tüm mimik ve davranışları aynı. Heo Joon Jae ile Heirs’taki Kim Tan arasında hiç bir fark yok gibiydi.Ya da diğer rolleri.

Sanki sadece nasıl göründüğüne önem veren biri gibi gelmeye başladı gözüme. Yine de çok iyi göründüğünü söylemeliyim.


Jun Ji Hyun benden sadece bir yaş küçük. İnanılmaz güzel, zarif, doğuştan soylu. Diziyi alıp götüren izlenilir kılan en büyük etken onun güzelliği ve güzelliğinin ötesine geçen oyunculuğu.

Bir insanoğluna aşık olup karaya ayak basan deniz kızını canlandırıyor. Ve eğer sevdiği adam da onu sevmezse kalbi taşlaşıp ölecek olan deniz kızını. Buna rağmen vazgeçmiyor. Yüzyıllarca süren ve başka bedenlerde reenkarne olarak devam eden aşkından.


Dizinin 2. yakışıklısı inanılmaz tatlı Shin Won Ho, ay müzisyenmiş bu yakışıklı ufaklık. Ufaklık diyorum 91 doğumlu çünkü. Sürekli o şaşkın bakan gözleri o kadar şekerdi ki.Al karşına koy, seyret. Dizi de Lee Min Ho’nun dolandırıcı çetesinden hacker oğlanı canlandırıyordu. Dizinin ikinci kadını olan kendinden büyük ablasıyla sevgili oldu,noonaa, deyip öptü ya kızı…


Filmde Lee Min Ho’nun babası karısından ayrılıp 1 çocuklu başka bir kadınla evleniyor. Lee Min Ho’da anne özlemine ve üvey anne eziyetine daha fazla dayanamayıp evden kaçıyor ve dolandırıcı olmasına sebebiyet veren Lee Hee joon’la tanışıyor. Yıllarca babasıyla görüşmeyip, iz bırakmadan kaybolan annesini arıyor.

Dizinin en komik sahnelerinden biriydi, Deniz erkeği ile birlikte drama seyredip ağlıyorlardı. Çünkü onların gözyaşları inciydi ve paraya ihtiyaçları vardı

Ben babasından nefret ettim dizi de. Ne kendi oğluna ne de üvey oğluna bir hayrı dokundu. Üvey oğlu anası kötü olsa bile yıllarca babasına kendini beğendirmek için çırpındı durdu. Ama adamın gözü onu hiç görmedi. Dizi de iyi bir insanı elbirliğiyle kötü yaptılar. Bir tek o çocuğa üzüldüm ben, kötü değildi o, sadece kötü bir anneye sahipti. Ve annesinin kollarında ölürken de bunu söyledi zaten “Senin benim annem olman en büyük lanetim”

Kötü cadı, üvey anne,lanet pislik vb.

O kötü cadı, üvey anneye de her şeyi kaybedip bir suçlu olması bir yana en büyük ceza oğlunun son nefesini verirken söylediği bu cümle oldu. Zerre üzülmedim kadına valla.


Dizi biraz durağan gitmesine rağmen güzel bir final yaptı. Gerçi gene saçma bir ara verdiler. Kız gitti, üç yıl sonra geri döndü ama en azından evlenmiş ve hamile bir şekilde gördük mutlu sonlarını. Buraya de tek eleştirim sadece onların mutlu sonları gösterildi. Ben dizinin 2. çiftini de görmek istemiştim oysa ki. Neyse hiç yoktan iyidir

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Kore kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

The Legend Of The Blue Sea için 2 cevap

Yorum Yapın