Son Umut – The Water Diviner

indir

Geçen gün Arenapark Halkalı Site Sinemalarında Son Umut filmini seyrettim. Akşam 21.00 seansına zor yer bulduk. Millet olarak hep başkaları ne der ile yaşadığımız için yabancı bir yönetmenin gözünden Çanakkale meselemizi görmek herkese çok ilgi çekici gelmiş demek.

Kurtuluş savaşı öncesini ve sonrasını konu olan şarkılar, kitaplar ve filmler benim için okunması, izlenmesi hep en zor olanlardır. Herkes böyle mi hissediyor bilemiyorum ama şu günlerimizi borçlu olduğumuz insanların toprağın altında, bizim de lay lay lom eğlence de olmamız bana hep kendimi aşırı suçlu hissettirir.Bugünleri yaşamaya benim değil onların hakkı olduğunu düşünürüm. Ki öyle de zaten…

Russel Crowe bir Avustralya’lı olarak o dönemler hakkında kendi ülkesini eleştirmiş ve barbar Türklerin gerçek yüzünü ekranlara yansıtmaya çalışmış. Dünya sinemasından büyük tepkiler alacağını düşünüyorum ama o artık bu ülkede bizim Russel’ımız.

Ama küçük bir sıkıntı var Russel Crowe çok yaşlanmış kızlar ya artık harbiden babamız olur ancak ama bu haliyle bile çok yakışıklı 

 images (1)

Neyse ben filmi anlatayım biraz. Genel olarak durağan ve kasvetli bir film. Biraz fantastik öğeler de barındırıyor. Türk temalarını güzel işlemişler.

Avustralya da bir çiftlikte yeraltındaki suyu bulma konusunda ileri derece de yetenekleri olan 3 oğlunu çanakkale de kaybetmiş anzak bir babanın hikayesini anlatıyor. Oğullarının ölümüne dayanamayıp intihar eden karısına mezarı başında bir söz verir. Oğullarımızı bulup getireceğim diye.

Elinde oğlunun ölmeden önce yazdığı günlük ve bulundukları yerin bir haritasıyla yollara düşer. Ülkemiz Çanakkale’de savaşı kazanmış ancak 1. Dünya savaşı sonrası İngilizler tarafından işgal edilmiştir. Yunanlılar köyleri yakıp yıkmakta köylüleri öldürmektedir.

Binbaşı Hasan’ı canlandıran Yılmaz Erdoğan gerçekten çok iyiydi tabi arada dilden kaynaklandığını düşündüğüm – ki filmde herkese Türkçe dublaj yapıldığından aralarındaki iletişimsizlik pek anlaşılmıyor – uyumsuzluklar vardı.

images

Bazı sahneleri de eksik buldum ama filmin geneline baktığımızda oyunculuklar çok iyi, hikaye iyi anlatılmış, merak uyandırıyor ve sonu güzel bitiyor. Sonu güzel biten hikayeleri severim. Yalnız Russel babamız filmde Türk motifleri işlemek adına enteresan şeyler de yapmış. Filmin en gereksiz ve en saçma sahnesi oğullarını arayan Russel Crowe’un, Binbaşı Hasan ve Cemal’le hamamda göbek taşında yatarken yaptıkları konuşmaydı. Valla hamam sahnesi koymak şartsa başka türlü yapılabilirdi orada çok acayip olmuş.

Sonra Türk kadını rolünde Olga Kurylenko’yu hiç beğenmedim. Oraya, o role gitmemiş, keşke o da gerçekten Türk kadını olsaydı.

http://www.imdb.com/title/tt3007512/

Şu an düşünüyorum filmi tavsiye etmeli miyim, etmemeli miyim? Çok beğenebileceğiniz bir film değil ilk yarı sıkıyor bile ama görev bilinciyle mutlaka gidip destek olmamız gereken bir film diye düşünüyorum.Bir de Russel Crowe, Yılmaz Erdoğan ve Cem Yılmaz’ı yan yana görmek adına görülmeye değer. Ayrıca bu filmin imdb puanı 8.3 

İşte Fragmanı 

YouTube Preview Image

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Sinema Tiyatro kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum Yapın