Sızı Tiyatro Oyunu

Uzun bir aradan sonra bütün hızımla döndüm arkadaşlar. Yıllık iznimin bir kısmını kullanıp hayran kaldığım Kapadokya’ya bir seyahat gerçekleştirdim. Bu yüzden bir müddet bloğumdan uzak kaldım. Gezi yazılarımı zamanla ekleyeceğim. Bugün gelir gelmez gittiğim şehir tiyatrolarından Sızı adlı oyunla ilgili yazmak istiyorum.

Öncelikle şunu söyleyeyim uzun zamandır bu kadar ağlamamıştım. Bildiğiniz içim dışıma çıktı, arkamda oturan kızlar ağlamaktan kendilerinden geçti. Bu belki pek iyi bir giriş olmadı ama oyun çok etkileyiciydi.Konusuna gelirsek;

Yıl 1913. Anadolu Coğrafyası dış güçlerin yaratmaya çalıştığı bir kaosun eşiğindedir. Yıllarca yan yana yaşamış, birbirini kardeş bilmiş halk kışkırtılmaktadır. Bir grup Ermeni Ailesi bunun bir parçası olmamak için önce İstanbul’a, sonra Paris’e gitmek zorunda kalır. Yıl 1941 dünya siyaseti daha da büyük bir çıkmaza sürükler onları. Büyüdükçe büyüyen tehlike, yaklaşan savaş, Anadolu özlemi, içinden çıkılmaz bir hale gelince ne yapacaklardır? “Her karanlığın sonunda güneş yine doğar, her acıdan geriye derin bir sızı kalır.”

Çok kötü günlerdi, çok acılar çekildi

Bu oyun Muhsin Ertuğrul sahnesinde çok etkileyici bir şova dönüşmüş.Oyunda kullandıkları Mapping tekniği (projeksiyon ile zihinde ve perdede 3D canlandırma tekniği diyebiliriz açılımına) bir sinema şöleni havasına büründürdü sahneyi.

Fazla söze gerek yok, mendillerinizi kapın ve Sızı’ya koşun

 

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Sinema Tiyatro kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum Yapın