Passengers/ Uzay Yolcuları

Bu Pazar eşimle, eleştirmenler tarafından yerden yere vurulan “Uzay Yolcuları” filmini izlemeye gittik. Fragmanları ve oyuncuları çok iyi olan film beklediğimizden biraz farklı çıktı. Biz daha çok bir “İnterstellar” “The Martian” tarzı bir film bekliyorduk ki çıka çıka uzay romantizmi çıktı. Yani bildiğiniz aşk filmi…
Film görüp görebileceğiniz en az oyunculu film. Başroller de Chris Pratt ve Jennifer Lawrence var. Ancak Jennifer bile filme yarım saat sonra giriyor. Onların dışında bardaki robotu canlandıran Micheal Sheen ve yine arıza sonucu uyanan ama kısa sürede ölen filmde çok kısa bir rolü olan Laurence Fishburne var. Filmin finalinde de 5 saniye Andy Garcia görüyorsunuz Film toplam da 1 saat 57 dakika sürüyor.
Buradan sonrası Spoiler içerir !!!

Filmin konusu;  Dünyadan 120 yıl uzaklıktaki bir koloni gezegeninde yeni bir hayata uyanmayı bekleyen toplumun farklı kesimlerinden insanların olduğu bir uzay gemisinde geçen öykü. Tabi bu 5000 misafir 258 mürettebattan oluşan geminin yolcularından 4998 tanesi uyuyor kalan ikisi de filmin konusunu oluşturuyor.
Avalon uzay gemisinde oluşan teknik bir arızadan dolayı Jim Preston adlı yolcu derin uykusundan yaklaşık 90 yıl önce uyanır. Yıl boyunca tek başına yaşayan Jim yalnızlığa dayanamaz ve kapsülde uyuyan güzel ve genç yazar Aurora’yı uyandırır. Tabi onu uyandıranın kendisi olduğunu söylemez. Gemide ikisi arasında mecburiyetten doğan bir aşk başlar.


Aslında tüm film bu. Başka konu yok. 90 yıl boyunca o gemide yaşayacaklar, o gemide ölecekler. Birbirlerinden başka kimseleri olmayacak. Jim Preston’un Aurora’yı uyandırmasının etik olup olmadığı tartışılamaz bence, kim olsa aynını yapardı. Kendi adıma konuşayım, bende aynını yapardım. Bir eleştirmen de Jim Preston’un neden gemideki en güzel, genç ve zengin yazarı uyandırdığına takmış. “Jim Preston’un aşkına nasıl inanacağız” demiş. Kardeş, bende birini uyandıracak olsam yakışıklı olan yolcuyu seçerim, karşı cinsimi seçerim. Bunda anlaşılmayacak ne var, tamamen doğal içgüdülerine göre seçim yapıyor adam. Aşk zaten dış görünüşle başlayan bir şey değil mi?


Dizi deki tek aksiyon Jennifer Lawrence. Kadın romantik bir konuyu bile varlığıyla aksiyona çevirmeyi başarabiliyor. Şaka şaka, bir de Avalon’da oluşan bir arıza var. Nükleer bilmem ne arızası. Başka da aksiyon yok
Ben sıkılmadım. Ama bilimkurgu türü sevenlere göre değil. O anlamda biraz hayal kırıklığı yaratsa da kötü bir film değildi. Değişik bir aşk filmi izlemek için gidilebilir bence.

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Sinema Tiyatro kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum Yapın