Missing Nine

Yıllardır seyrettiğim en kötü dizi olan Mising Nine’ı sonunda bitirdim. Maalesef ki bir şeyleri yarım bırakamama gibi bir huyum var illa ki tamamlamam lazım. O yüzden ızdırap gibi tüm bölümleri seyretmek zorunda kaldım. Ki böyle düşünen tek kişi de ben değilim. Bakınız, alttaki resim de çevirmenin notu


Dizinin tanıtımları dönmeye başladığında çok güzel bir konu olacağını düşünüp heyecanlanmıştım. Şimdi anladım ben neden sürekli romantik komedi dizilerini seyrediyorum. Koreliler polisiyeyi beceremiyor abi. Senaryo bir yerde mutlaka saçmalıyor. Tamamında mantık hatası oluyor. Dramları da ajitasyonun dibine vuruyor. O yüzden romantik komedi ya da fantastik diziler iyidir diyorum. Neyse, konuyu fazla uzatmadan Missing Nine’ın konusuna geçeyim.
Legend Entartainment şirketine bağlı olarak çalışan 9 ünlü yurt dışında bir şova giderken uçakları okyanusta arıza yapar ve ıssız bir adaya düşerler. Ünlülerimizin hiç biri ölmez hatta ilerleyen bölümlerde uçaktaki bavullarını bile bulup hiç zarar görmemiş eşyalarıyla adada kısa bir tatile çıkmış gibi yaşamaya başlarlar. Buralarda biraz lost havası vardı. Ufak tefek saçmalıkları görmezden geldim.Bu arada spoiler falan umurumda değil yani, zaten izlenmemesi gereken bir dizi.


Senarist adaya renk gelsin diye içlerinden birini katil yaptı. Choi Tae Joon bir katil olarak iyi bir oyunculuk çıkardı ama en yakın arkadaşlarını teker teker öldürürken diğerlerinin yaptıkları saçmalıklar insanın sinirden bilgisayarı yemesine sebep olabilir.


Hele de adadan döndükleri zamanlar işler iyice sarpa sardı. Senaristin başka senaryosu var mı çok merak ediyorum. Muhtemelen ilk ve son işi olabilir. Onlar nasıl sahnelerdi öyle. Ji Ah ve Ki Joon’un Çin’deki hastane de kaçırılma sahneleri gerçekten efsaneydi. Ellerini kollarını sallaya sallaya hastane basan gansterler, beceriksiz polisler, hiç bir şeyi çözemeyen Özel soruşturma komisyonu…


Bir de çok karizmatik ama yeteneksiz savcı. Tae Ho tarafından öldürülen So Hee’nin abisi. Kardeşinin cinayetini çözüp katilini bulmaya çalışıyor ama sadece son bölümlerde bir iki şekil hareketini görüyoruz. O zamana kadar sadece karizma karizma dolaşıyor ortada.


Yaaaa bir dizi nefret ede ede izlenir mi? Kendime bu işkenceyi neden yaptım ben bilmiyorum. Belki sonunda toparlar diye diye bekledim. Diziyi Chanyeol için izleyecek olanlar kendisi 5. bölümde ölüyor ve hemen unutuluyor maalesef. Dizinin sonunu sırf o geri dönecek diye izlemeye çalışanlar, dönmüyor, uğraşmayın.Bakın bunu iyiliğiniz için söylüyorum.


Ya o final sahnesine ne demeli. Bugüne kadar beğenmediğim tüm final sahnelerini yazan senaristlerden özür diliyorum. Çünkü onların finalleri bunun yanında oscarlık kalır.
Dizi de oynayan herkes büyük bir neşe ve keyifle Bong Hee’nin annesinin evini boyuyorlar. Tae Hoo da orada evet. Ulan adam kaç tane arkadaşınızı öldürdü. Bir de sonunda kameraya diyor ki “Ben suç işledim. Siz yapmayın” Sanki adam sinek öldürmüş, ya da bakkala ekmek almaya gidip bakkal amcaya çaktırmadan şeker araklamış gibi. İnsan öldürdün insan. Ne zaman cezanı çektin de çıktın dışarı? Ne zaman masum melek oldun? Hele o savcı. Kardeşinin katili ile dans ederek duvar boyuyor. Saçımı başımı yolacaktım valla.


Seo Joon Oh’un saçlarından bahsetmeyi unuttum. Kırmızı ışıklarda arabaların camlarını silen çingene çocukları gibi oksijenli su ile açılmış sarı saçları nasıl da berbattı öyle. Dizi boyunca gözlerim bozuldu o saç rengine bakmaktan.
Yani kısaca senaryo rezalet, mantık hataları sürü sepet, final sinirden ağlatacak kadar saçma. Allah aşkına izlemeyin bu diziyi. Ben ettim, siz etmeyin. Rica ediyorum

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Kore kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum Yapın