Hayatın anlamı üzerine…

İnsan hayatı boyunca neyin peşinde koşar? İnsan hayatının arayışının özü nedir?  Neyi arıyoruz?  Mutluluğu mu? Daha fazla para sahibi olmayı mı? Her seferinde bir sonra ki daha büyük hedefe koşmayı mı? Gerçekte aradığımız nedir ve hangisi bizi gerçekten mutlu eder? Mutluluk arayıp bulunacak bir şey mi? Bir ödül mü? Hediye mi? Onun için mücadele mi etmek gerekiyor? Hiç sanmıyorum…

Mutluluk sadece an’dadır, eğer şu an’da mutluysan mutlusundur, değilsen de değilsindir. Kovalanacak bir şey değil mutluluk…Çünkü ne kadar kovalarsan o kadar kaçar senden… An’ları mutlulukla doldurabilmelisin. İnsan hayatının arayışının sebebi mutluluk değil. Bilgelik…

Daha çok şey bilmek,hayatın sırrına ulaşmak,belki niçin yaratıldığımızı, evrenin niçin yaratıldığını, ya da etrafımızdaki her şeyi anlamlandırabilmek… Bizler mutluluğu değil hayatın sırrını ararız.Doğanın dengesini, düzenini ve bizim bu düzen içindeki yerimizi anlamlandırmak isteriz. Kimisi bilimle yapar bunu, kimisi felsefeyle, kimisi de çok başka şeylerle…

Kimi çabuk pes eder aramaktan, kimi de bir ömür aramaktan yorgun düşer, yaşamımızın başında bulsak cevabı, değerini bilebilir miydik. Ruhumuzu zenginleştirmeden bulacağımız cevaplar bize yeterli gelecek mi? Hayatın sırrı basitlikte saklıdır, arınmalı, sadeleşmeli, hakikati hak edecek kadar durulaşmalıyız önce, pişmeliyiz. Ama asla vazgeçmemeliyiz. Hayatının anlamını, bu hayatta kendi yerini bulamadan yaşamının son günlerine gelmiş insanların derin pişmanlığını yaşamamak için…

“Bir şey istediğimiz zaman düşümüzü gerçekleştirebilmemiz için bütün evren işbirliği yapar” der Simyacı…

Yorum Yapın