Bram Stoker – Dracula

20160731_173822

Güncel kitapları takip etmeyi sevdiğim gibi bazen kütüphanemde olmayan çok eski zamanlarda okuduğum kitapları tekrardan alıp okumayı ve kütüphaneme kazandırmayı da severim.Kütüphanemin ilerde çocuklarıma bırakacağım en büyük servet olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden gelecekteki çocuklarımın okumasını istediğim kitapları mutlaka ekliyorum. Bu ay Jules Verne’ün  80 Günde Devri Alemi ile Denizler Altında Yirmi Bin Fersah kitaplarını aldım. Ayrıca Bram Stoker Dracula ve Umberto Eco Gülün Adı… Bunlar olmadan bir kütüphane kütüphane sayılmaz….

İlk Draculayı okudum. Daha önce sanırım lisede okul kütüphanesinden ödünç alıp okumuştum.İsminden başka hiç bir şey hatırlamıyorum. Liseden mezun olalı kaç yıl geçtiğini hesaplamayı bırakır mısınız? Ben hepinizden gencim tamam mı:)

20160731_173843

Aşk yaşıyor kitaplarımla 🙂

Bram Stoker başrolde ki bir kaç kişinin güncelerinden ve birbirleriyle olan mektuplaşmalarından yola çıkarak bize öyküyü anlatıyor. Dracula’nın Transilvanya’daki şatosuna bir görev için gitmek zorunda kalan Jonathan neler olduğunu hatırlayamadığı kabus dolu korkunç zamanlar geçirir. Memleketi Londra’ya döndüğünde olanları nişanlısıyla  paylaşır. 

İşin kötü tarafı nişanlısının en yakın arkadaşı Lucy’de enteresan bir hastalık baş göstermiştir. Uykusunda gezmeye, sebebi bilinmez bir şekilde kan kaybetmeye ve güçsüz düşmeye başlamıştır. Onu tedavi eden doktorlar bunun bir hastalık değil vampir işi olduğunu anlarlar. 

Jonathan ve nişanlısı Mina ile bir araya gelince Dracula’nın Londra’ya geldiğini ve artık burada avlandığını görürler. Şimdi önlerindeki tek seçenek Dracula onları yok etmeden onların Dracula’yı yok etmesidir. Ve olağanüstü vampir özellikleri düşünüldüğünde bu pek de kolay olmayacaktır. 

20160731_173853

Kediler ve kitaplar ne çok yakışıyor değil mi?

Bu kitaptaki vampir bildiğimiz yakışıklı, zengin, kültürlü ve aşık bir vampir değil ne yazık ki:( Kanla beslenen, acıması olmayan, geceleri toprakla doldurulmuş tabut içinde yatan iğrenç bir varlık olarak betimlenmiş. Klasik vampir hikayelerinin atası olan bu kitabı bu türü sevenler mutlaka okumalı bence. Dönemin koşullarına kıyasla muazzam bir anlatım olduğunu görebilirsiniz.

Bir kitap yazımızın da sonuna geldik . Fotolarımda beni rahat bırakmayan ve bir şekilde dahil olan Paşa’mı nasıl buldunuz? Ben ona bayılıyorum. Biz birlikte kitap okumaya gidiyoruz gene. Sizi kitap arkasıyla baş başa bırakayım.

… Anahtarı bulmak için bedeni aramam gerektiğini biliyordum, bu yüzden kapağı kaldırdım ve duvara dayadım; ve sonra ruhumu korku ile dolduran bir şey gördüm. Kont orada yatıyordu, ama sanki gençliği yenilenmiş gibi görünüyordu, çünkü beyaz saçları ve bıyığı karanlık bir demir grisine dönüşmüştü; yanakları daha dolgundu ve beyaz derisinin altı yakut kırmızısı görünüyordu; ağzı her zamankinden de kırmızıydı, dudaklarında taze kan damlaları vardı ve ağzının kenarlarından aşağı akıyor, çenesinden ve boynundan süzülüyordu. Derin, alev alev gözleri bile şişmiş etlerin arasına gömülmüş gibi görünüyordu, çünkü göz kapakları ve göz torbaları kabarmıştı. Sanki korkunç yaratık tamamen kanla dolmuş gibiydi; doygunluk içinde bitkin düşmüş, pis bir sülük gibi yatıyordu orada.

Dracula…
Gerilim ve korku türünün başyapıtı…
Viktorya Dönemi’nin aşırı ahlakçı görünümünün ardında yatan karanlığı ve ikiyüzlülüğü açığa vuran bir anlatı. Stoker bu yapıtıyla, yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında, ustalıkla bir biçimde eleştiriyor.

Kitabı incelemek ve hemen almak için buraya tık tık

 

 

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Kütüphanem kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bram Stoker – Dracula için 1 cevap

  1. Geri izleme: 2016 Yılı Okuduğum Kitaplar | Kendimi Seçtim Ben

Yorum Yapın