Ay Işığında Şamata

Bu ay bol miktarda tiyatro dozu alarak komaya girebilirim. Çünkü cumartesi günü gene bir oyun izledim. Haftaya hem cuma hem cumartesi iki farklı oyuna gideceğim. Havaların soğuk olduğu bu mevsimde yapılacak en iyi şey olarak görüyorum. Sizce de öyle değil mi? Zaten yazın tiyatro sezonu kapanıyor ve ben bu yılki tiyatro hedefime mutlaka ulaşmalıyım. Bu yıl kendime koyduğum etkinlik hedeflerini merak ediyorsanız buraya tık tık.

Bu hafta gittiğim oyun yine şehir tiyatrolarından “Ay Işığında Şamata” adlı oyundu. Konusunu hiç okumadan bilmeden gittim. Size tavsiyem öyle yapmanız. Böylece daha keyifli oluyor.Önceden okumuş olsaydım bu kadar şaşırmazdım. 

Oyun yazarı Haldun Taner, yöneten Naşit Özcan. Oyuncular muhteşem, sahne muhteşem.Buradan sonrası spoiler içerir, izleyecekseniz aşağıyı okumayın.

Oyun 2 perdeden oluşuyor. İlk perde de anlatıcı bize Çalışkur apartmanının dejenere sakinlerini tanıtıyor. Apartman sahibi Cemil Çalışkur düzenbaz bir müteahhit, karısı sonradan görme Suzan ve şımarık kızları Beyhan. O gün tüm apartman sakinleri Beyhan’ın doğum günü partisi için terasta toplanıyorlar. Kürtajla zengin olan Dr. Ephem, aşırı disiplinli Paşamız, röntgenci yaşlımız Hicabi Bey,Amerika’da 25 yıl geçirip tatil için ülkelerine dönen Amerikanlaşmış Erol ve Aygen,yurt dışından kaçak mal getirip eniştesinin işyerinde satan ve eniştesiyle fingirdeyen Özge vs. tümüyle yozlaşmış karakterlerle örülü yapmacık bir doğum günü partisi izliyoruz.

Parti bittiğinde oyuncular selam veriyor, şaşırıyorsunuz, oyun bu kadar kısa ve tek perdelik miydi? Hem ne oldu şimdi? O sırada aynı hislerle bezeli seyirciler de oyunculara itiraz ediyor. Tabi o itiraz eden seyirciler de oyuncu. Konuşma ve ses tonlamalarından oyuncu olduklarını anlıyorsunuz, ama yine de baya ağır eleştiriyorlar oyuncuları. 

Oyunun müziklerinden karakterlerin neden bu kadar dejenere olduklarına kadar, hatta oyunun iyi karakterler örnek olması gerekirken aşırı yozlaşmış karakterlerle kötü örnek olduğuna kadar getiriyorlar işi.

Tabi geriye yapılacak tek şey kalıyor. Seyircinin isteği doğrultusunda oyunu yeniden oynamak. Tüm karakterler bir önceki perdedeki hallerinin tam zıddını oynamaya başlıyorlar. Oyunun güldürü kısmı da iki perde arasındaki bu farktan kaynaklanıyor. 

Ben özellikle anlatıcı konumundaki Arda Aydın’ı çok beğendim. Hitabeti, sahnedeki duruşu, esprileri ile seyirciyi oyuna bağlayan en büyük etkendi bence. Onun dışında zaten tüm oyuncular çok başarılıydı. Sahne, kostümler, özellikle ikinci perdedeki şarkı seçimleri çok başarılıydı. 

Mart ayının biletleri online olarak 21 Şubatta saat tam 12:00 de satışa çıkacak. Eğer o anda klavye başında olursanız en güzel yerlerden bilet alma şansınız var.

Bileti nereden alabilirim diyorsanız buraya tık tık 

saremy hakkında

Feminist, kedisever, kitapsever, spor yapmayı sever, baştan aşağı klişe sever
Bu yazı Sinema Tiyatro kategorisine gönderilmiş ve , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , , ile etiketlenmiş. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Yorum Yapın