2018 Hoşgeldinnn

Bu sene yeni yıla harika bir giriş yaptım. Sevdiğim arkadaş grubumla beraber en sevdiğim mekanda en sevdiğim şarkıları dinleyerek girdim. 2018 nedendir bilmiyorum beni heyecanlandıran bir yıl. İçime öyle doğuyor ki bu yıl çok güzel şeyler yaşayacağım. Normalde çok etkilemez beni, hatta bir yaş daha alıyorum diye hüzünlenirim ama bu yıl öyle olmadı. Yeni yıla sanki bir gün sonra talih kuşu benim başıma konacakmış gibi heyecanlı girdim. 

Geçen sene bloğumun ilk yazısında 2016 da yaptıklarımın bir özetini tutup kendimce, kendime aferin, şeklinde bir yazı yazmıştım. Yeni hedeflerimi de onların üstünden belirlemiştim. Ama bu ben de inanılmaz bir rahatsızlık hissine yol açtı. Evet, insanın kendisiyle yarışması güzel ama ben sürekli “zaman geçiyor ve daha fazla okumalıyım, daha fazla gezmeliyim, daha fazla izlemeliyim” modunda sürekli bir koşuşturmaca içine girdim. Farkına vardım ki, böyle yaptıkça okumaktan, gezmekten ve izlemekten sıkılmaya başladım. Benim için en keyif aldığım eylemler birer işkenceye dönüştü. Ben de bu nedenle kendimi sıkıştırmamaya hatta bir süre hiç bir şey yapmamaya karar verdim. Blog yazılarımın bile arası açıldı. Bloğu tamamen bırakmayı bile düşündüm. Hayatımı o kadar çok doldurdum ki, gerçekten yaşamaya vaktim kalmadı gibi hissediyorum artık.

Bu sene kaç kitap okurum, kaç oyun izlerim, kaç filme giderim bilmiyorum. Ama kendimi sürekli daha fazlası için zorlamamaya karar verdim. İnsanın tembellik etmeye de ihtiyacı oluyor çünkü.

Yorum Yapın