Doctors – 2016

fff

2016 yılının en merak ettiğim ve ratingleri çok iyi olan dizisi Doctors 20. bölümde final yaptı. Dizi yine pek çok klişeyi yıktığı ama bünyesinde başka klişeler barındırdığı için favorilerim arasına girdi. Hiç klişesiz de olmaz çünkü.
Oyuncularımıza gelirsek; başrol de Park Shin Hye ve benim ilk kez dizisini izlediğim Kim Rae Won var. İkinci adamımız Yoon Gyun Sang ve diğer kızımız ise Cheese İn the trap dizisinden Lee Sung Kyung.

doctors3
Park Shin Hye’i daha önce Heirs dizisinde izlemiştim ve pek sevmemiştim açıkçası. Oradaki ezik kız karakterinden hoşlanmadım belki de. Çünkü bu diziyle benim için ikonlaştı diyebiliriz.

Kim-Rae-Won
Dizi de vurduğunu indiren gangster ruhlu bir kızı canlandırıyor. Ailesiyle yaşamasına rağmen üvey annesi ve babası ile anlaşamadığından vaktinin çoğunu sorun çıkararak ve dışarıda kavga ederek geçiriyor. Gittiği son okuldan da kovulunca babası tarafından başka bir yerde yaşayan büyükannesinin yanına kelimenin tam anlamıyla terk ediliyor. Babası onu bir daha görmek istemediğini falan söylüyor.

tumblr_inline_oaaj6recP71qelu2x_500

Dizinin tatlış 2. Adamı 🙂

Park Shin Hye ilk başta babaannesi ve orada yaşadığı yeni okulunda da sorun yaşıyor. Ancak bir beyin cerrahı olduğu halde öğretmenlik yapan Hong ji Hong ile tanışması hayatında bir milat oluyor. İdealist doctor öğretmenimiz gangaster ruhlu kızımızı yola getiriyor ve ona ders çalışmayı öğretiyor. Tam hayatında bir şeyler yolunda gitmeye başlamışken Öğretmen Hong’ a aşık olan yakın arkadaşı Seo Woo’nun iftirasına uğruyor ve hapse düşüyor.Üstüne hapisteyken büyükannesi ağır hasta oluyor.

4

Dizinin 2. Kadını, çok tatlı ve masum yüzlü…

Seo Woo’nun doktor olan babası tarafından büyükannesi ameliyat ediliyor ama ameliyat sırasında oluşan bir aksaklıktan dolayı vefat ediyor. Seo Woo’nun kibirli babası içten bir özür yerine ukalalık yapıp aileye para teklif ediyor.

08
Babası hastaneyle anlaşıp büyükannesinin ölümü nedeniyle verilen parayı alınca Hye Jung ailesiyle zaten kötü olan bağını tamamen keser ve artık intikam için yaşmaya başlar. İlk olarak ondan hoşlanan Hong hocayı terk eder ve hırsla okuyup çok başarılı bir cerrah olur. Seo Woo, babası ve Hong Hoca’nın çalıştığı hastane de cerrah olarak işe başlar.
Bu dizi de erkek ve kız arasında geçen klişe motosiklet çarpmasından kurtarma gibi klişeler hep kız tarafından yapıldı. Hye Jung sürekli birinci ve ikinci adamımızın hayatını kurtarıp durdu.

rLWcmS0_large

2. kez sevdiği erkeği Hye Jung’a kaptıran kızcağız 🙂

Hye Jung doktor olduktan sonra babası ortaya çıkıyor. Bu Kore dizilerinde kötü adamların birdenbire iyi adam olması beni hep şaşırtmıştır. Sanki Hye Jung’ı başından atan o değilmiş gibi gayet yumuşak ve iyi bir adam olarak belli bölümlerde kendini affettirebilmek için ortaya çıktı durdu. Dizinin bu kısmını da sevdim Hye Jung affetmedi babasını.
İntikam için geldiği hastanede Hong Hoca ile geçmişte yarım bıraktıkları aşklarına devam ederler. Aynı zamanda eski arkadaşı Seo Woo’nun bu hastanede aşık olduğu doktor arkadaşı da Hye Jung’a aşık olur. Burada kız haklı ama kimi sevse sevdiği Hye Jung’a aşık oluyor.

f9a13a8e-d885-492b-935c-e843bfaf8f86
Seo Woo’yu canlandıran oyuncu kız gerçekten çok güzeldi. Bu diziden önce Cheese İn The Trap dizisinde oynamış ben o diziyi seyretmediğim için ilk kez gördüm. Kesinlikle daha fazla dizi de hatta başroller de oynamalı.
Bunun dışında hastane de ki diğer karakterler de çok sıcakkanlıydı. Öyle aman aman kötü bir karakter yoktu. Kan tutuyorsa kesinlikle izlemeyin çünkü her bölümde detaylı beyin ameliyatı gösteriyorlar. Ayrıca diziye giren hastaların hikayeleri de ayrı bir heyecan ve keyif kattı diziye. Tabi sondaki hamile kadının öyküsü hariç. O kısım baya ağlattı.

doctors-cast
Finali yetersiz buldum. Şaşırdık mı? Hayır, alıştık buna zaten. Hye Jung’ın babasıyla olan durumu askıda kaldı. Seo Woo ile ilgili daha fazla mutlu kareler görmek isterdik. İkinci adamımız çok tatlıydı ama onunla ilgili de herhangi bir son olmadı. Yine de mutlu sonla bittiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden kötü de değildi sonu.

Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum – Didem Duygu Demir

22881_1469720659

Kore ile ilgili dizileri izleyip müzikleri dinleyen herkes Didem Duygu Demir ve Nursena Demir isimlerini biliyordur. Duygu instagramda takip ettiğim çok tatlı bir kız. Dong Ho ile sımsıcak ilişkisi bana ümit veriyor. Şimdilerde belki duymuşsunuzdur bu tatlı kızın kitabı çıktı. Kendi hayatını,Dong Ho ile tanışmasını ve ilişkilerini anlattığı bu kitabı okumamak olmazdı. 

20160828_184849

Yalnız kitaba ilk eleştirim cildi olacak. Duygu’cuğum senin elinde değil biliyorum ama pembe kapak,cicili bicili bir cilt benim yaşımdakiler için kitabı dışarıda okunması imkansız hale getiriyor. 

20160828_185114

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ama tabi ki de biraz teenage. Yani belli bir yaşın üstündekilere çok hitap etmiyor ne yazık ki. Siz bana bakmayın benim zeka yaşım teenage. Kitapla ilgili diğer hayal kırıklığım da konunun tamamen Ankara’da geçmesi ve buradaki hayatını anlatması. Ben daha çok Kore’deki hikayesini merak ettiğim için böyle oldu belki de. Kitabın devamı gelecekmiş. Muhtemelen Kore’deki hayatını ve yaşadıklarını ikinci kitapta anlatacak. 

20160828_185004

İnsanı yormayan, sıkmayan, nasıl okuduğunuzu bile anlayamadığınız bir kitap. 378 sayfa

Kitabı hemen satın almak için buraya tık tık 

 

Zigavus Sarımsaklı Şampuan

DSC_0003

Saçlarım için en iyi şampuanı bulmak amaçlı uzun zamandır piyasada sözü edilen hemen hemen her şampuanı neredeyse kullandım.Tabi sonuç olarak kaçınılmaz saç dökülmesi problemi ile karşı karşıya geldim.Özellikle de hep organik, kimyasal içermeyen şampuanlar kullanmaya çalıştığım için aldığım sonuç beni baya şaşırttı.
Bu yıl No Poo dan, zeytinyağlı sabunlara, organik şampuanların her çeşidini denedim. İlgili yazılarıma ulaşmak için yazının en altında linkleri bulabilirsiniz.
Saç dökülmem için en son denediğim şampuan Zigavus Sarımsaklı şampuan oldu.
Sarımsaklı şampuan deyince öyle sarımsak kokusu falan yok şampuanda. Çok hafif hoş bir kokusu var. Daha da şaşırtıcı olanı saçlarım simsiyahken iki hafta önce açıcı ile rengini açtırıp bakır kızılına döndüm. Hemen ardından tatile gittim. Bu süreçte saçlarım hem deniz,güneş, kum hem de maruz kaldığı açıcı sayesinde sertleşti. Zigavus saçlarımı bu işlemlerden sonra bile yumuşatıp evcilleştirmeyi başardı. Üstelik saç kremi bile kullanmadım.

20160815_081838

Yeni saç rengim ama resimde koyu çıkmış 🙂

Sarımsak bildiğiniz üzere her derde deva, bir ölüme çaresi yok. Doğal antibiotik. Hatta arada bir ben bir tane sarımsak yutarım hap gibi.Çok faydalıymış. Şampuanı ilk kullandığım zaman pek bir etkisini görmedim. Ama kutuyu bitirmeye kararlıydım. Söyleyebilirim ki kutunun bitmesine yakın saç dökülmem azaldı. Yalnız arada başka ürün kullanmamanız gerekiyor.

shampoo1
Zigavus sarımsaklı şampuanın herhangi bir yan etkisi yok. Ben hassas bir cilde sahip olmama rağmen herhangi bir kızarıklık, alerji, kaşıntı,kepeklenme durumu olmadı. Saç kremi kullanmamama rağmen saçlarımı dolaştırmadı ve kurutmadı. Dökülmesi tamamen kesilmedi ama baya azaldı.Bu yüzden gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Zigavus’un web sitesinde şampuanla ilgili detaylı bilgiler ve almış oldukları sertifikalar mevcuttur. İncelemek için buraya tık tık
* Zigavus extra plus, düzenli ve sürekli kullanıldığında etkisini göstermekte ve saç dökülmesini önlemektedir.
* Saç derisinde biriken ölü hücreleri temizleyerek kepek oluşumunu engeller.
* Beta-karoten, çinko ve kalsiyumca zengin olan sarımsak ekstresi sayesinde saça sağlık, canlılık ve direnç kazandırır.
* Sarımsak kokusu içermez.
* Saç kaybını saç ekim yöntemiyle gidermiş kişiler rahatlıkla kullanabilir.
* Sağlıklı saç gelişimi için uygun ortamı hazırlamak suretiyle saç dökülmesini engeller.
* Saç hücrelerini besleyerek, saçların dolgun görünüm kazanmasına yardımcı olur.
* pH değeri saç derisi ve cilde uygun olup irritasyona sebep olmaz.
* Dermatolojik, Alerjik, Mikrobiyolojik testleri Quality Assurance & Control Systems QACS Laboratuvarları tarafından yapılmaktadır.
* Avrupa’nın önde gelen laboratuvarlarından Skinlab tarafından yapılan uygulama ve test sonuçları, dermatolog görüşleri esas alındığında, sarımsaklı şampuanın özelliklerini ve etkinliğini kanıtladığını onaylar.

Revox At Kuyruğu şampuanı denemem için buraya tık tık 

Hask Şampuan denemem için buraya tık tık 

Nude şampuan deneyimim için buraya tık tık 

Organicum şampuan deneyimim için buraya tık tık 

Noo Poo ( Şampuansız saç yıkama )Denemem için buraya tık tık 

Eduard Einstein Vakası – Laurent Seksık

eduard-einstein-vakasi,bFJ33kK1vkqzOWUnWSjrlg

Tatilde okuduğum ikinci kitap Eduard Einstein Vakası gerçekten uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplar arasında. Albert Einstein’ın hayatına dair öyle enteresan şeyler anlatılıyor ki kitabı bir solukta okuyup bitirdim. Ünlü dahinin aile hayatı o dönemin Almanya’sında yahudi kökenlerinden dolayı yaşadığı sıkıntılar, oğluyla arasında aşılmaz mesafeler…

Albert Einstein üniversite tanıştığı Mileva Malic ile evlenip  çocuk yapar. İlk çocuğu bir kız olur ama akibeti meçhul, kitapta evlatlık verildiği ve orada öldüğü yazıyor. Diğer iki çocuğu erkek, Hans Albert ve Eduard… Albert Einstein daha sonra kuzeni Elsa ile bir ilişkiye başlar ve bu ilişki yüzünden evliliği bozulur, ailesi dağılır. Oğlu Eduard’ın şizofrenisini tetikleyecek travmaların sebebi olduğu düşüncesi hayatı boyunca kendisini sorgulamasına yol açar.

wpid-IMG_94323600575621

Kitapta en çok ilgimi çeken şey Psikanalizin kurucusu Freud ile Albert Einstein’in ortak bir kitap yazmaları oldu. Ancak bu kitap ne yazık ki yahudi soykırımı sırasında yakılıp kül edilmiş. 22 Mart 1933 te yayınlanan kitap aynı yılın 10 Mayıs tarihinde yok edilmiş, ne üzücü…Yahudi kökeninden dolayı Einstein’lar oldukça zor dönemlerden geçmiş.

Kitap Eduard’ın ağzından tüm hayat hikayelerini anlatıyor. Babasıyla olan ilişkilerini, hastalığının acımasızlığını, o dönemde Almanya ve Amerika’nın durumunu terk edilmiş hissini…

 Ünlü, dahi bir babanın şizofren hastası oğlu, babanın utanç vesilesi, suçluluk duygusu kitapta her çeşit duyguyu yakalama şansınız var. Ben çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

eduard einstain vakasi_kapak

Kitap arkasını yazayım;

“Almanya’da Hitler iktidarda, radyolar kin ve nefret dolu konuşmalar yayınlayıp Yahudilerin kökünü kazımaya çağırıyor. Büyük savaşın ayak sesleri duyuluyor; bu baskı ortamında kaderin birbirine bağladığı üç insan, kendi dramlarını peşleri sıra sürüklerken, ayakta kalma mücadelesi veriyorlar:  Yüzyılın dâhisi Albert Einstein, eski karısı Mileva, oğulları Eduard.
Sürgündeki babasından ayrı bir çocukluk geçiren Eduard, Freud’a hayrandır ve ileride psikiyatr olmak istemektedir. Ne var ki yirmi yaşında şizofreni teşhisiyle Burghölzli Kliniği’ne yatırılır. Kalan ömrü boyunca da bu hastalıkla cebelleşecektir. Annesi Mileva, 1948 yılında ölene kadar hep onun yanındadır ama babası Einstein’ın bu hastalıkla yüzleşecek cesareti yoktur. Eduard, çektiği acılara, korkunç tedavilere, yapayalnızlığına rağmen içindeki iyiliği korumak için uğraşır; nefret ettiği babasını bile hep mazur görmeye çalışır. 1965’te 55 yaşındayken ölür.
Bir annenin ıstırabı; bir dâhinin, zaafından ötürü duyduğu utanç ve suçluluk duygusu; terk edilip unutulmuş bir oğulun acı dolu sesi… Dramın üç kahramanının iç dünyalarını büyük bir başarıyla bize aksettiren Laurent Seksik…”

Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tık tık 

 

 

Bülbülü Öldürmek – Harper Lee

0000000610771-1

Yaklaşık 10 gündür bloğa yazı koyamıyorum, ayıptır söylemesi azıcık tatildeydim. Ama tatilde yan gelip yatmadım tam 3 tane kitap okudum. Sırasıyla sizlerle paylaşacağım.Tek sorun makinadan resimleri pc ye attığım kablom bozuk olduğundan hafta sonuna kadar muhtemelen kitap fotolarını görsellerden alacağım. Affınıza sığınıyorum.

Bu kitabı duymayan kalmamıştır herhalde ama ben daha yeni okuyabildim.Baya da geç kalmışım okumakta onu söyleyeyim. Sanırım kitap hakkındaki fikrimi bu cümleden anlamışsınızdır. Kitap bir çocuğun gözlerinden anlatılıyor ve 1960’lı yılların Amerikan kasabasında geçiyor. Annelerini kaybetmiş iki kardeş olan Scout ve Jem Finch babalarıyla güzel ve mutlu bir yaşam sürdürüyorlardı. Babaları Atticus saygı duyulan bir avukat olup bir gün zorunlu olarak bir dava almak zorunda kalır. Dava zenci bir köle ile beyaz ailelerden biri arasında geçmiştir. Beyaz aile rezillikleriyle bilinen ve hiç sevilmeyen bir aile olmasına rağmen sadece beyaz oldukları için toplum tarafından nasıl kayırılıyorlar onu anlatıyor. 

1431263035

Kasaba için çok önemli olan bu dava da Atticus Finch tecavüzle suçlanan masum zenciyi savunduğu için şiddetle eleştirilir. İki çocuğu da kasabalıların bu tavırlarından payını alır. 

Kitap akıcı bir dille yazılmış, yayınlandığı 1961 yılında Pulitzer edebiyat ödülünü almış. Harper Lee bu kitabı yazdıktan sonra yıllarca yazı yazmamış röportaj vermemiş. 2015 yılında ikinci kitabı Tesbih Ağacının Gölgesinde yayınlanmış.Ancak yazar Harper Lee bu kitabın yayınlanmasından kısa bir süre sonra 2016 da hayata veda etmiş.

1.bulbulu.oldurmek.gunahtir

Sizlere kitap arkasını yazayım; 

“1960 yılında yayımlandığından bu yana bütün edebiyatseverlerin gönlünde özel bir yer edinen, Pulitzer ödüllü Bülbülü Öldürmek, Amerika’nın güneyinde yaşanan ırkçılığı ve eşitsizliği bir çocuk kahramanın, Scout Finch’in gözünden anlatıyor.
Harper Lee, kullandığı yalın ama çarpıcı dil aracılığıyla adalet, özgürlük, eşitlik ve ayrımcılık gibi hâlâ güncel temaları, Scout’ın büyüyüş öyküsüyle birlikte dokuyarak, iyilik ve kötülüğü hem bireysel hem de toplumsal düzeyde mercek altına alıyor. Bir “zenci”nin haksız yere suçlanması üzerinden gelişen olaylar; önyargılar, riyakârlık, sınıf ve ırk çatışmalarıyla beslenen küçük Amerikan kasabasının sınırlarını aşıp, insanlar arası ilişkide adaletin ve dürüstlüğün önemini anlatan evrensel bir hikâyeye dönüşüyor. Etkileyici gerçekliği ile ürperten, “insani” vurgusuyla sarıp sarmalayan, çağdaş dünya edebiyatının en önemli örneklerinden biri olan bu klasik roman, Ülker İnce çevirisiyle tekrar Türkçede.”

Kitabı incelemek veya hemen almak için buraya tık tık 

 

Another Miss Oh

fotorcreated2

Dizimiz aynı ismi taşıyan ve aynı lisede okuyan iki kadın karakterin çevresinde gelişiyor. Bunlardan biri güzel, başarılı, akıllı Oh Hae Young, diğeri de başrolümüz sıradan,pasaklı Oh Hae Young…

Bizim sıradan Oh Hae Young’ımız liseden beri sürekli güzel Oh Hae Young’ın gölgesinde kalır,sürekli onunla kıyaslanır.Bu yüzden ondan nefret eder.Aradan yıllar geçer ve iki kadının yolları ayrılır. Güzel Oh Hae Young ortadan yok olur, sıradan Oh Hae Young ise çok başarılı bir adam olan Tae Jin ile evlilik hazırlıkları yapmaktadır. Sıradan Oh Hae Young düğünden bir gün önce aniden nişanlısı tarafından terk edilir.Nişanlısı bahane olarak ona “artık yemek yiyişini görmeye tahammül edemiyorum” gibi iğrenç ve çok yaralayıcı laflar eder. Oh Hae Young bir gün önceden düğünün iptal edilmesini kabul eder ama bir şartla. Herkese terk edenin kendisi olduğunu söyleyecektir. 

Another-Miss-Oh-CAST

Oh Hae Young’ın ailesi dizi de apayrı bir yazı konusu esasında. Annesi Healer dizisinden tanıdığımız Ahjumma, pek çok dizi de anne olarak izledik kendisini çok başarılı bulur ve severim.Bu dizi de de sırada Oh Hae Young’ımızın annesiydi ama gene değişik bir karakteri canlandırıyordu. Sinirlendiğinde soyunan, kocasına karşı baskın karakterli, kızını çok seven koruyup kollayan ama aynı zamanda sürekli pataklayan sert ve soğuk görünümlü kalbi yufka bir kadın. Babası dizi de negatif elemandı. Toplasanız kaç tane diyaloğu var bilinmez. Karısının yanında sinmiş bir adam, ürkek ve korkak görünüyordu. 

getImage

Bu kadın çok tatlı

Oh Hae Young terk edilmenin acısıyla baş etmeye çalışırken yıllar sonra Güzel Oh Hae Young ile yeniden yolları birleşir. Sanki Seul de başka işyeri yokmuş gibi Güzel Oh Hae Young sıradan Oh Hae Young’ın müdürü olur. Güzel Oh Hae Young dizi yorumlarında çok eleştirildiğini görsem de bence çok güzel bir kızdı, masum bir yüzü vardı. Sıradan Oh Hae Young’a bilerek bir kötülük etmedi.Hatta onunla arkadaş olmaya çalıştı sürekli, onca kötü muamele görmesine rağmen. Sıradan Oh Hae Young hayatında başına gelen bütün talihsizliklere sebep onu gördüğü için nefreti devam ediyor hep. Aslında dizinin başından sonuna kadar yaşadığı tüm kötü olaylarının başına gelmesinin sebebi Güzel Oh Hae Young olmasına rağmen maalesef kız bunları bilerek yapmıyordu sadece kader ağlarını bu şekilde örüyordu onlar için ya da senaristler diyelim. 

20121019_jeonhyebin_namooactors

Güzel Oh Hae Young

Güzel Oh Hae Young düğün günü sevdiği adamı terk eder ki bu adamın da Eric Moon olduğunu düşünecek olursak nasıl bir aptallık etmiş olduğunu anlarız. Ancak kıza hak verdiğimiz taraf Eric Moon’un o kendi ailesinin hayatını bile mahveden, paragöz ve açgözlü nefretlik annesini gördüğümüz anlar. Kim böyle bir kaynana ister ki?

amo_ep14_1

Eric Moon tam 1 yıl sonra en yakın arkadaşı olan aynı evde yaşadığı Lee Ji Sang( Kİm Ji Suk) dan Güzel Oh Hae Young’ın Kore’ye döndüğünü ve evlenmek üzere olduğunu öğrenir. İntikam almak için Oh Hae Young’ın nişanlısının şirketinin yatırımlarının önünü kesip adamın iflasına ve hapse girmesine sebep olur. Dizinin konusu işte bu; Eric yanlışlıkla Güzel Oh Hae Young’ın değilde bizim sıradan talihsiz Oh Hae Young’ımızın hayatını mahveder.Yolları bu şekilde birleşen Park Do Young ve Oh Hae Young birbirlerine sırılsıklam aşık olacak ve değme kore dizilerine taş çıkaracak bir aşk yaşayacaklardır.

kiss_06

Dikkat diyorum! Dizi bol miktarda öpüşme sahnesi içerir. Kore dizileri arasında gördüğüm en tutkulu öpüşmeleri izledim. Çiftimizin kimyası çok uyumluydu. Ben başrol kızı daha önce Lets Eats 2 de izlemiştim. Güzel bulmuyorum zaten bu dizi de de konu itibariyle güzel olmaması gerekir. Ama oyunculuğu gerçekten iyi. Eric Moon’da tam tersi, ilah gibi yakışıklı bir erkek ama rol yapamıyor. Yuvarlak kafalı erkekler hep çekici gelmiştir bana.

tumblr_o82dypPGLC1uvnv8xo3_400

İkinci adamı da Heart to hearts dizisini izleyenler hatırlar. Orada da ikinci adamdı. Korkunç saçları vardı. Bence daha fazla dizi de olmalı. Onu seyretmesi gerçekten keyifli.

201520231421740608

Dizinin finaline gelirsek; çok yalapşap bitti. Ratingleri yüksek olduğundan dizi planlanandan iki bölüm daha uzatıldı. Yine de kötü bir son sayılmazdı. Bu konuda bir şey söylemek istemiyorum. Spoiler vermeyeyim.

Diziyi hemen izlemek için buraya tık tık 

Diziden kamera arkası görüntüleri 

Agora – 2009

0df803746cff993c3fef7d37cd0c3281

Geçen gün biraz film kültürüm üzerine çalışayım diye düşünerekten (Türkçemi seveyim)oturdum bir liste yaptım. Mutlaka izlenmesi gereken eski, yeni kült filmlerde merak ettiğim ama izlemediğim tam 27 adet filmin yer aldığı bir liste oldu. Umarım bu yıl içerisinde hepsini izler ve buradan sizinle paylaşırım.
İlk filmim Agora… 2009 İspanya yapımı bir film. Başroller de Mumya filminden tanıdığımız Rachel Weisz ile Max Minghella, Oscar İsaac var. İspanya’da 1987 yılından beri yapılan en önemli uluslararası film ödüllerinden 2010 yılında 7 adet ödül almış.
Bunlar; Goya en iyi özgün senaryo, Goya en iyi sanat yönetimi ödülü,Goya en iyi yapım yönetimi ödülü, Goya en iyi makyaj ve saç ödülü, Goya en iyi özel efekt ödülü, Goya en iyi köstüm tasarımı ödülü, Goya en iyi görüntü yönetmeni ödülü…

23agora_CA0-articleLarge
Konusuna gelirsek; Tarihte bilinen ilk kadın matematikçi, astronom ve filozof olan Hypatia’nın yaşam öyküsü. İskenderiye’de 370-415 yılları arasında yaşamış olan Hypatia dönemin ünlü matematikçisi Theon’un kızıdır. İskenderiye kütüphanesindeki Platon okulunda Hristiyanlık, musevilik ve paganizm mensubu öğrencilere ders vermektedir.Varoluşu sorgulayan muhteşem zekası nedeniyle var olan hiç bir dini kabul etmemekte sadece bilime inanmaktadır.
Yaşadığı dönemde mevcut şiddetli din savaşlarının mağduru olmuş güzeller güzeli Hypatia. Hristiyan piskopos Cyrill kendine rakip olarak gördüğü Vali Orestes’ı yok etmek istemektedir. Orestes, Hypatia’nın öğrencilerindendir ve halen kendisine danışmanlık yapmaktadır. Aynı zamanda vali öğrencisi olduğu günden beri Hypatia’ya aşıktır.
Piskopos Cyrill kendisine muhalefet eden ve valiyi etkileyen bu zeki kadını yok etmeye karar verir. Okuyan bir kadını tarih boyunca erkekler neyle suçlamıştır. Cadılıkla…

agora_2
Hypatia’da boş beyinler tarafından kaçırılıp vahşice öldürülen, öldükten sonra taşlanan, derisi midye kabuklarıyla kemiklerinden ayrılan bir kadındır.
Filmde linç sahnelerinden çok (oralarda gözlerimi kaparım genelde) kütüphanenin parçalanıp yok edilmesi etkiledi beni… Ve de oradaki yazmaları hayatı pahasına korumaya çalışan alimler…
Bir de dikkatimi çeken filmde Hypatia’dan başka kadının olmamasıydı. Sanki İskenderiye’deki tek kadın oymuş gibiydi.Kalabalıklarda gördüğünüz kadınlar elbette var ama dialoğu olan kadın yok.
Agora’yı çok beğendim. İzlemenizi tavsiye ederim. Bana tavsiye edebileceğiniz filmler olursa onları da aşağıdaki yorum kısmına alabilirim…

Filmin İMDb puanı 7.2 buraya tık tık 

Bram Stoker – Dracula

20160731_173822

Güncel kitapları takip etmeyi sevdiğim gibi bazen kütüphanemde olmayan çok eski zamanlarda okuduğum kitapları tekrardan alıp okumayı ve kütüphaneme kazandırmayı da severim.Kütüphanemin ilerde çocuklarıma bırakacağım en büyük servet olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden gelecekteki çocuklarımın okumasını istediğim kitapları mutlaka ekliyorum. Bu ay Jules Verne’ün  80 Günde Devri Alemi ile Denizler Altında Yirmi Bin Fersah kitaplarını aldım. Ayrıca Bram Stoker Dracula ve Umberto Eco Gülün Adı… Bunlar olmadan bir kütüphane kütüphane sayılmaz….

İlk Draculayı okudum. Daha önce sanırım lisede okul kütüphanesinden ödünç alıp okumuştum.İsminden başka hiç bir şey hatırlamıyorum. Liseden mezun olalı kaç yıl geçtiğini hesaplamayı bırakır mısınız? Ben hepinizden gencim tamam mı:)

20160731_173843

Aşk yaşıyor kitaplarımla 🙂

Bram Stoker başrolde ki bir kaç kişinin güncelerinden ve birbirleriyle olan mektuplaşmalarından yola çıkarak bize öyküyü anlatıyor. Dracula’nın Transilvanya’daki şatosuna bir görev için gitmek zorunda kalan Jonathan neler olduğunu hatırlayamadığı kabus dolu korkunç zamanlar geçirir. Memleketi Londra’ya döndüğünde olanları nişanlısıyla  paylaşır. 

İşin kötü tarafı nişanlısının en yakın arkadaşı Lucy’de enteresan bir hastalık baş göstermiştir. Uykusunda gezmeye, sebebi bilinmez bir şekilde kan kaybetmeye ve güçsüz düşmeye başlamıştır. Onu tedavi eden doktorlar bunun bir hastalık değil vampir işi olduğunu anlarlar. 

Jonathan ve nişanlısı Mina ile bir araya gelince Dracula’nın Londra’ya geldiğini ve artık burada avlandığını görürler. Şimdi önlerindeki tek seçenek Dracula onları yok etmeden onların Dracula’yı yok etmesidir. Ve olağanüstü vampir özellikleri düşünüldüğünde bu pek de kolay olmayacaktır. 

20160731_173853

Kediler ve kitaplar ne çok yakışıyor değil mi?

Bu kitaptaki vampir bildiğimiz yakışıklı, zengin, kültürlü ve aşık bir vampir değil ne yazık ki:( Kanla beslenen, acıması olmayan, geceleri toprakla doldurulmuş tabut içinde yatan iğrenç bir varlık olarak betimlenmiş. Klasik vampir hikayelerinin atası olan bu kitabı bu türü sevenler mutlaka okumalı bence. Dönemin koşullarına kıyasla muazzam bir anlatım olduğunu görebilirsiniz.

Bir kitap yazımızın da sonuna geldik . Fotolarımda beni rahat bırakmayan ve bir şekilde dahil olan Paşa’mı nasıl buldunuz? Ben ona bayılıyorum. Biz birlikte kitap okumaya gidiyoruz gene. Sizi kitap arkasıyla baş başa bırakayım.

… Anahtarı bulmak için bedeni aramam gerektiğini biliyordum, bu yüzden kapağı kaldırdım ve duvara dayadım; ve sonra ruhumu korku ile dolduran bir şey gördüm. Kont orada yatıyordu, ama sanki gençliği yenilenmiş gibi görünüyordu, çünkü beyaz saçları ve bıyığı karanlık bir demir grisine dönüşmüştü; yanakları daha dolgundu ve beyaz derisinin altı yakut kırmızısı görünüyordu; ağzı her zamankinden de kırmızıydı, dudaklarında taze kan damlaları vardı ve ağzının kenarlarından aşağı akıyor, çenesinden ve boynundan süzülüyordu. Derin, alev alev gözleri bile şişmiş etlerin arasına gömülmüş gibi görünüyordu, çünkü göz kapakları ve göz torbaları kabarmıştı. Sanki korkunç yaratık tamamen kanla dolmuş gibiydi; doygunluk içinde bitkin düşmüş, pis bir sülük gibi yatıyordu orada.

Dracula…
Gerilim ve korku türünün başyapıtı…
Viktorya Dönemi’nin aşırı ahlakçı görünümünün ardında yatan karanlığı ve ikiyüzlülüğü açığa vuran bir anlatı. Stoker bu yapıtıyla, yaşadığı dönemin ahlakçı ve bilimci ütopyacılığını, kana susamış bir vampirin şahsında, ustalıkla bir biçimde eleştiriyor.

Kitabı incelemek ve hemen almak için buraya tık tık

 

 

Koreli Bayan Oyuncularda Top 10’um

Bu postumda yıllardır seyrettiğim Kore Dizileri içerisinde en beğendiğim 10 adet Koreli bayan oyuncuyu sıralayacağım. Bir numara en beğendiğim on numara da en az beğendiğim anlamına geliyor.Oyunculuk kabiliyetleri, güzellikleri ve sempatikliklerine göre seçmeye çalıştım. Bakalım benim en beğendiğim 10 koreli bayan oyuncu ile sizinki aynı mı?
1- Kim Tae Hee

2r427is
29 Mart 1980 koç burcu. 1.65 cm boy ve 42 kilo. (Ölecek kadar zayıf) Onu My Princess dizisinden hatırlayabilirsiniz bende sadece o dizisini izledim. Üstelik aradan kaç sene geçmesine rağmen hala aklımda bu denli yer etmiş olması inanılmaz. Gerçekten de tam bir prenses gibiydi. Zarif, sevimli ve iyi kalpli…
2- Yoo İn Na

Yoo-In-Na-You-re-the-Best-Lee-Soon-Shin-yoo-in-na-35962226-245-254
5 Haziran 1982 doğumlu İkizler burcu. 1.65 cm boy, 44 kilo.Değil Kore’de tüm Dünya da en sevdiğim, en tatlı, en masum suratlı, en şirin oyuncu o değil mi? Pek çok dizi de ikinci kadın rolünde. Hatta o suratla kötü kadın bile oldu. Who came from the stars da...Diğer dizileri The Greatest Love, Queen In Hyun’s Man, One More Happy Ending. Tabi sadece kendi izlediğim dizilerini listeliyorum onu da belirteyim.
3- Jung So Min

Jung-So-Min-12
16 Mart 1989 Balık burcu. 1.65 cm boy, 48 kilo. Jung So Min pek fazla dizisi olmamasına rağmen bir kaç dizi de konuk oyuncu olarak yer almış. Bunlardan biri de Miss Korea dizisi 20.bölüm.
Ben sadece Playfull Kiss dizisini izledim. Hatta itiraf edeyim bitiremediğim ve kızın ezikliğine ve yapışkanlığına çok sinir olduğum 8. bölümde bıraktığım ilk ve tek Kore dizisidir. Dizi arşivimde mevcut tek dizisini de tamamlayamamış biri olarak neden onu 3. sıraya koydum. Çünkü bunu hak edecek kadar sevimli ve güzel. Farklı bir güzelliği vardı. Daha fazla dizi de başrol olarak yer almalı aslında.
4- Shin Min Ah

shin-min-ah_313664
5 Nisan 1984 Koç burcu olup aynı zamanda doğumgünüdaşımdır. Aynı gün doğmuşuz. 1.68 cm boy 47 kilo. Pek çok dizisi olmasına rağmen ben sadece Oh My Venüs adlı dizisini izledim. Sempatikliği ve o harika gamzesiyle çok tatlıydı gerçekten. Kendisi aynı zamanda 2011 de 1.Cosmo Güzellik Ödüllerinde Yılın Güzellik İkonu ünvanını almış. Vay be…
5- Jun Ji Hyun

Gianna-Jun-image-gianna-jun-36648626-245-260
30 Ekim 1981 Akrep burcu. 1.72 cm boy, 48 kilo. İnanamıyorum.1.72 cm boyu alıp da nasıl 48 kilo olabilir bir insan.Hayal edemiyorum. Beni en çok güldüren, oyunculuğuna hayran bırakan isimdir bu listede. Man Came From The Stars ile hafızama çıkmayacak şekilde nakşedildi.
6- Yoon Eun Hye

-Yoon-Eun-Hye-yoon-eun-hye-37309171-500-235
03 Ekim 1984 Terazi burcu. 1.69 cm boy, 48 kilo. Oldukça güzel bulmama karşın soğuk ve mesafeli bir duruşu olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden aslında en sona mı koysam diye de düşündüm ancak güzelliği onuncu sırada olmayı haketmiyor bence. Onu Coffee Prince dizisindeki erkek haliyle hatırlamayan yoktur. O dizidekinin tam tersiyle de My Fair Lady adlı dizisinde izledim. Secret Garden dizisinin Oska’sı ile My Fair Lady de döktürüyorlardı. O diziyi izlerseniz YEH’in kıyafetlerine dikkat edin. Bir moda ikonu gibi…
7- Park Min Young

tumblr_lm5jnglmHL1qzjj6eo1_r1_500
04 Mart 1986 Balık burcu. 1.64 cm boy, 46 kilo. Ben onu ilk Lee Min Ho ile City Hunter’da izleyip çok beğenmiştim. Sonra Lee Min Ho ile çıkmaya başladığını duyduk. Aşırı estetikli olduğu söyleniyor bununla ilgili internette dolaşan çok fazla resim var. Estetik mevzusu yüzünden listeye alıp almamakta tereddüt etsem de sonra dan estetikle bu kadar güzel ve doğal görünen kaç kişi var ki deyip ekledim. Healer adlı diziyi de izlediyseniz orada biraz daha kilo almış ama kötü bir saç modeliyle görebilirsiniz. 2014 te Healerimiz Ji Chang Wook ile en iyi çift ödülü almışlar. Ah healer gerçekten harika bir diziydi.
8- Park Shin Hyetumblr_ndqv30lbM31qbh321o1_500
18 Şubat 1990 Kova Burcu.1.68 cm boy, 45 kilo. Sanırım listemdeki en küçük kadın o. Onu ilk olarak The Heirs‘da Lee Min Ho ile izlemiş ve hiç beğenmemiştim. Ancak şu anda yayınlanan Doctors adlı dizideki karakteri o kadar cool ki kız gözüme çok güzel görünmeye başladı.
9- Choi Kang Hee

ptb-no-eun-sul
5 Mayıs 1977 Doğumlu 1.65 cm boyunda 48 kiloda. Listemdeki en büyük bayan oyuncu. Benden bile büyük 🙂 Gerçi hiç göstermiyoruz o ayrı. Bu kızı çoğu kişi hiç beğenmiyor ve güzel bulmuyor olsa da bana inanılmaz sempatik ve hoş görünüyor. Sanırım gözlerinde şehlalık var ve bu onu daha da çekici yapıyor. Üstelik 2011 de benim Ji Sung’im ile The Protect The Boss adlı diziyle en iyi çift ödülü almış. Buna rağmen seviyorum yani. Ji Sung’ım benden başkasıyla en iyi çift olamaz. İzlediğim diğer dizisi de Heart To Heart.
10. Gong Hyo Jin

master-s-sun-gong-hyo-jin-gif-masters-sun-kdrama-37452181-450-252 4 Nisan 1980 doğumlu Koç burcu. Aynı yaştayız benden ve Shin Min Ah’tan bir gün önce doğmuş. 1.72 cm boy, 48 kilo. Listemdeki bayan oyuncular içerisinde Türkiye’yi ziyaret eden ve çeşitli yerlerde hatıra fotoğrafları çektiren tek bayan oyuncu. İlgili resimleri internetten bulabilirsiniz.
Gong Hyo Jin en çok dizisini seyrettiğim bayan oyuncu. Çok güzel bulmamama rağmen izlediğim en iyi dizilerde oynadığı için en azından 10.sırayı hak ediyor diye düşündüm.
The Producers, It’s Okay,That’s Love, The Greatest Love, Pasta, The Master’s Sun sadece benim izlediğim dizileri.
Listem bu kadar. Umarım okurken keyif almıssınızdır. Eğer bu postu sevdiyseniz lütfen yorum bırakın. Ben de en iyi 10 erkek oyuncu, en iyi yardımcı kadın, en iyi yardımcı erkek falan diye devam edeyim. Ne dersiniz?

Hayvanlardan Tanrılara Homo Sapiens – Yuval Noah Harari

Bugün son ayların en çok satanlarından ve üzerinde en çok konuşulanlarından biri olan Homo Sapiens İnsan Türünün kısa bir Tarihi adlı kitaptan bahsedeceğim.Son zamanlarda özellikle her yerde o var. Kitabın asıl patlaması Facebook’un kurucusu Mark Zuckerberg’ın kitabı Kitap kulübünde tavsiye etmesiyle gerçekleşti.

20160724_163833
Adında da geçtiği gibi kitap insan türünün dünden bugüne gelişimini anlatıyor. İlk avcı toplayıcı toplumlardan tarım toplumuna geçiş ve bilimin ilerlemesiyle Dünya da pek çok türü yok eden ekolojik katil homo sapiensin evrimsel gelişimi. Alırken tereddütlüydüm çünkü bu tarz kitaplar çok sıkıcı olur, zor okunur.
Ancak kitap oldukça kolay okunuyor, akıcı ve anlaşılır, bilimsel kelimelerle okuyucuyu boğmuyor. Merak uyandırıyor ve kendini okutturuyor. Ben kitabı çok beğendim. Kesinlikle herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum.
Ayşe Arman’da kitabın yazarı İsrailli Yuval Noah Harari ile bir röportaj yapmış.

O yazıyı okumak için buraya tık tık 

Kitabı incelemek ve hemen almak için buraya tık tık 

20160724_182758
Kitap arkasını
 da yazayım;
– Homo sapiens neden ekolojik bir seri katile dönüştü?

– Para neden herkesin güvendiği tek şey?

– Kadınlar üstün sosyal becerilere sahipken, neden çoğu toplum erkek egemen?

– Güç elde etmekte böylesine yetenekli olan insanlar neden bu gücü mutluluğa dönüştürmekte başarısızlar?

– Geleceğin dini bilim mi?

– İnsanların miadı çoktan doldu mu?

100 bin yıl önce Yeryüzü’nde en az altı farklı insan türü vardı. Günümüzdeyse sadece Homo Sapiens var. Diğerlerinin başına ne geldi ve bize ne olacak? Çoğu çalışma insanlığın serüvenini ya tarihi ya da biyolojik bir yaklaşımla ele alır, ancak Harari 70 bin yıl önce gerçekleşen Bilişsel Devrim’le başlattığı bu kitabında gelenekleri yerle bir ediyor. İnsanların küresel ekosistemde oynadıkları rolden imparatorlukların yükselişine ve modern dünyaya kadar pek çok konuyu irdeleyen Sapiens, tarihle bilimi bir araya getirerek kabul görmüş anlatıları yeniden ele alıyor. Harari ayrıca geleceğe bakmaya da zorluyor okuru. Yakın zamanda insanlar, dört milyar yıldır yaşama hükmeden doğal seçilim yasalarını esnetmeye başladılar. Artık sadece dünyayı değil, kendimizi ve diğer canlıları tasarlama becerisi de kazandık. Peki bu bizi nereye götürüyor, bizi neye dönüştürebilir? 30’dan fazla dile çevrilmiş bu kışkırtıcı çalışma özellikle Jared Diamond, James Gleick, Matt Ridley ve Robert Wright’ın eserlerine aşina okurlar için muhteşem bir kaynak. “Sapiens, tarihin ve modern dünyanın en büyük sorularını gayet yalın bir dille ele alıyor. Çok seveceksiniz!” Jared Diamond, Tüfek, Mikrop ve Çelik’in yazarı “Harari’nin eseri kabul görmüş doktrinlerin karşısında duran fikirler ve şaşırtıcı gerçeklerle bezeli.” John Gray, Financial Times

20160724_182819