W – Two Worlds

w-two-worlds-feat-image-drama-chronicles

Man From The Stars’tan sonra uzun zaman olmuştu.Konusu farklı bir dizi izlemeyeli. Bu dizi de Oueen in Hyun’s Man dizisinin senaristi Song Jae Jung tarafından yazılmış. O dizide fantastik bir öyküydü ve mantık hatası olmayan beğendiğim diziler arasındaydı. Şimdiye dek izlediğim dizilerde bu sene Güney Kore’de yayınlanan en iyi dizinin W-Two Worlds olduğunu düşünüyorum ki yayınlandığı zamanlarda ratinglerde zirveye oturarak böyle düşünenin tek ben olmadığını da göstermiş oldu.

419f0aea1919fb35e17861e31dbee5b9
Dizi 16 bölüm de bitti. Hikaye ve kurgu itibariyle çok iyi olduğunu düşünmeme rağmen 10-16 bölüm arası senaristin kendi yarattığı kurguda biraz boğulduğunu ve işleri karıştırdığını düşünüyorum. 10. Bölüme kadar gerçekten harika bir diziydi. Sonrasında aynı olaylar tekrarlanmaya, hikaye giderek dağılmaya başlamasına rağmen başrol de Lee Jong Suk’ı izleyerek finale varabilirsiniz. Zaten 10.bölümden sonraki her bölüm farklı bir final tadında.

lee-jong-suk

Bu kadar tatlı olabilir mi bir insan?

Konuya gelirsek; Lee Jong Suk Kore de 7 yıldır yayınlanan en iyi webtoonun başrol karakteridir. Yani aslında gerçek değildir.  Ünlü webtoon yazarı Kim Eui-Sung / Oh Sung-Moo tarafından yaratılmıştır. Hikayesi de şöyledir. Bir lise öğrencisi olan Kang Chul uluslararası silahla atış sporcusudur. Keskin nişancıdır. Bir gün okuldan eve döndüğünde tüm ailesini tek kurşunla öldürülmüş olarak bulur. Polis ve sebebi bilinmeyen bir sebeple Kang Chul’dan nefret eden savcı tarafından ailesini öldürmek suçundan hapse atılır. Cinayetle ilgili hiç bir ipucu bulunamadığından delil yetersizliğinden 1 yıl hapiste yattıktan sonra serbest bırakılır. Han nehrine gider. Senarist burada Kang Chul’u intihar etmiş görünen çizimler yapar. Ancak Kang Chul intikam hırsıyla dolup taşmış bir şekilde kendisini yazan senariste başkaldırarak son anda kendini kurtarır. Bir e- ticaret şirketi kurar ve çok zengin bir iş adamı olur. Suçluların yakalanması için W adında bir yayın istasyonu kurar. Kendisi inanılmaz yakışıklı, zengin, başarılı, iyi vs.vs. gibi tüm mükemmel özelliklerin toplandığı bir kahramandır artık.

bc857c59d2e82c14c36519dce75512c9b10d88b6_hq

Han Hyo Joo / Oh Yeon Joo Webtoon yazarı Oh Sung Moo’nun kızıdır. Kalp göğüs cerrahisinde pek de yetenekli olmayan bir doktordur.Babasını ziyaret ettiği bir gün tablet ekranından webtoon dünyasına sürüklenir. Kang Chul yaralanmıştır ölmek üzeredir. Oh Yeon Joo Kang Chul’un hayatını kurtarır ve aniden kendi dünyasına geri döner. Aynı şekilde Kang Chul’un hayatı tehlikeye girdiğinde ve önemli bir şey olduğunda sık sık webtoon dünyasına geçmeye başlar. Başlarda bu onu korkutsa ve sürekli kendi dünyasına dönmenin yollarını arasa da Kang Chul’a aşık olduktan sonra işler değişecektir. Oh Hyo Joo sadece bölüm biterse kendi dünyasına dönebildiğini keşfettiği ve sürekli Kang Chul’u şaşırtıp bölüm sonu yapmaya çalıştığı sahneler gerçekten çok eğlenceliydi.

005xhdoyjw1f5y6myq5kig30fk08r4qt
Lee Tae Hwan / Seo Do Yoon dizide webtoon kahramanı Kang Chul’un en yakın arkadaşı ve yakın korumasıdır. Dizinin 2.adamı değildi zaten bu dizi de düşündüğünüz anlamda başrol kadına aşık bir ikinci adam yok. Yan karakter olmasına rağmen o kadar yakışıklıydı ki onunla olan sahneleri izlemek inanılmaz keyifliydi.

lth

Kang Chul’un yakın koruması ve arkadaşı, muhteşem değil mi?

Jeong Eu Gene / Yoon So Hee dizi de Webtoon kahramanı Kang Chul’un en yakın arkadaşı ve asistanı aynı zamanda ona sırılsıklam aşık ikinci kadını oynuyor. Daha önce bir dizi de görmedi ilk defa izliyorum zaten çok fazla dizi,filmi de yok. Biraz Yo İn Na’ya benzettim. Çok tatlı, çok güzeldi. Başroldeki kadını ezdi geçti.

superthumb

Kang Chul’un asistanı ve yakın arkadaşı So Hee

Dizinin finaline gelecek olursak klasik bir yan karakterlere ne olduğunu bilemediğiniz eksik bir finaldi. Bir Kore dizisinden muhteşem bir final elbetteki beklemiyoruz. Ne mutlu ne mutsuz bir sondu. Biraz fazla karışıktı. Yine de dizinin tamamına bakacak olursak gerçekten güzel ve heyecan verici bir diziydi. Paralel evrenler arasındaki geçişler falan çok iyiydi. Bizim Türk dizilerinde asla göremeyeceğimiz türden…

1-4

Bir de size bu Kang Chul denilen webtoon ilahını daha iyi görebilmeniz için buraya bir video bırakıyorum

80 Günde Devri Alem – Jules Verne

20160921_115030

Bazen ta lise zamanlarında okuduğum kitapları tıpkı eski arkadaşları özler gibi özlüyorum. Eski arkadaşları çoğu kere bulmak ya da görüşmek zorken eski kitaplar her daim kitapçıda sizi bekler. Çünkü çoğu kere insanoğlundan daha vefalıdır.
Jules Verne hayal gücümü ve kahramanlık duygularımı körükleyen bir yazar olduğundan favorilerim arasındaydı. Geçen gün aklıma geldi, o zamanlar kitapları kütüphaneden alıp okuduğum için elimde hiç Jules Verne kitabı yok. Bir kütüphane de nasıl Jules Verne olmaz deyip Seksen Günde Devri Alem ve Denizler Altında 20.000 Fersah kitaplarını aldım.

mte4mdazndewnzeznjc1mjc4

Jules Verne

Büyük bir nostalji açlığıyla da Seksen Günde Devri Alem’i okuyup bitirdim.bu kitabın en azından filmini izlememiş konusunu bilmeyen kimse yoktur sanmıyorum ama ben yine de kısaca bahsedeyim.

20160921_115040
Phileas Fogg çok zengin,yakışıklı,ciddi ve saygın bir beyefendidir. Üyesi olduğu klüpte arkadaşlarıyla bir iddiaya girer. İddiaya göre Dünyanın çevresini 80 günde dolaşacak ve 80. günde arkadaşlarıyla buluşacaktır.Bunu başarırsa büyük bir servet kazanacaktır. Phileas Fogg her centilmen saygın beyefendi gibi sözünü yerine getirebilmek için elinden geleni yapacaktır. O gün işe aldığı uşağı Jean Passepartout ile maceralarla dolu bir yolculuğa başlar.
Jules Verne adı tek başına yeterli değil mi? Yoksa hala okumadınız mı? Öyleyse acele edin.
Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tık tık

Cesur Yeni Dünya – Aldous Huxley

20160921_114857

Okuduğum kitaplar arasında en sevdiğimin Distopya türü olduğunu hiç söylemiş miydim. Cesur Yeni Dünya da bunlardan biri. Daha önce okuduğum M.S.2150 ( İlgili yazı için buraya tık tık ) ve 1984 (Yazısı için buraya tık tık ) kütüphanemde en sevdiğim kitaplar arasındadır. Aldous Huxley’in Cesur Yeni Dünya’sı bu kitaplar arasında gerçekten de adı gibi gelecekle ilgili en cesur ve en uç değerlendirmeleri yaptığı için yüzyılın en çok konuşulan ve en çok yasaklanan kitapları arasında girmiştir.

20160921_120938
Konusuna gelirsek; kitap F.S. 632 yılında geçiyor. Yani Ford’dan sonra 632. Buradaki Ford bir nevi tanrı gibi ama aslında ilk seri araba üreticisi Henry Ford’dan geliyor. Kitap sonuç olarak 26.yüzyıl İngiltere’sinde geçiyor.
Korkunç 9 yıl savaşlarından sonra Dünya Denetçileri nihayet ideal toplumu yaratmışlardır. Bu toplumda herkes genç, mutlu,sağlıklı ve özgür olarak yaşamaktadır. İnsanları bu duruma getirebilmek için bireyin en önemli kavramları olan bir takım değerler yok edilmiştir. Aile kavramı tamamen pornografik bir hale getirilmiş ve insan üremesi yasaklanmıştır. İnsanlar kuluçka merkezinde seri üretim ile doğmaktadır. Üretim sırasında mevcut kast sistemine uygun özellikler eklenerek, hastalıklara ve yaşlılığa bağışıklık kazandırarak Dünyaya getirilmektedir.

20160921_121014
Bunun sonucunda oluşan bebekler uykuda eğitim sistemiyle daha bebekliklerinden başlayarak yeni Dünya Düzenine göre şartlandırılarak büyümektedirler. Yeni Dünya’nın en önemli özelliği, aşk, aile ve sevgi gibi kavramların yok edilmiş olmasıdır. Bu kavramlar olmayınca namus ve kıskançlık kavgaları, cinayetleri, aile karışıklıkları, travmaları olmadan tek tip insanlar yetişmeye başlamıştır.
Cesur Yeni Dünya’nın en önemli ilkesi “Herkes herkes içindir” sloganı. Yani birine bağlanmak son derece yanlış görülürken isteyen herkes istediğiyle rahatlıkla beraber olabilmekte ve bu çok normal hatta sağlıklı karşılanmaktadır. İnsanlar zaman zaman bunalıma ya da mutsuzluğa düştüklerinde de soma adındaki uyuşturucu ilaç devreye girmektedir. Yöneticiler tarafından dağıtılan bu uyuşturucu her şeyi güllük gülistanlık bir hale getirmektedir.
Kitabımızın kahramanları Bernard Max Dünyaya kast sisteminin üst sınıfında meydana getirilmiş olmasına rağmen üretimi sırasında kazayla içine alkol karıştırıldığından bir nevi hatalı üretim halini almış ve çevresindeki Dünyayı sorgulayan hiç hoş karşılanmayan yalnızlıktan hoşlanmak gibi değişik huylara sahip biri haline gelmiştir. Mutsuzdur ve mutlu olmak için soma kullanmayı reddetmektedir. Cesur Yeni Dünya dışında Ayrık bölge de yaşayan vahşi insanların hayatını merak etmektedir.

class-in-brave-new-world-3-728

Kitaptaki Kast Sistemi

Bir gün gerekli izinleri alır ve hoşlandığı kadın Lenina ile Vahşilerin yaşadığı bölgeye turist olarak gider. Kitapla ilgili çok detay verdiğimi sanıyorsanız yanılıyorsunuz çünkü bu anlattıklarım hikayenin temel kurgusu. Yani yaşananları öğrenmek için kitabı okumanız gerekecek.
Vikipedia’da kitapla ilgili enteresan bir bilgi okudum açıkcası benim dikkatimi çekmemişti ama yazar kitaptaki tüm kahramanların isimlerini Dünyada tanınmış büyük şahsiyetlerin isimlerinden karma yaparak oluşturmuş. Hatta içlerinde Mustafa Kemal Atatürk’te var. Bernard Marx, George Bernard Shaw ve Karl Marx
Lenina Crowne, Vladimir Lenin
Fanny Crowne, Fanya Kaplan, Lenin’i öldürmek için başarısız bir suikast girişimi düzenleyen kişi.
Polly Trotsky, Lev Troçki
Benito Hoover, Benito Mussolini, Herbert Hoover
Helmholtz Watson, Hermann von Helmholtz, John B. Watson
Darwin Bonaparte, Napoleon Bonaparte, Charles Darwin
Herbert Bakunin, Herbert Spencer, Mikhail Bakunin
Mustapha Mond, Mustafa Kemal Atatürk, Sir Alfred Mond
Primo Mellon, Miguel Primo de Rivera, Andrew Mellon
Sarojini Engels, Friedrich Engels, Sarojini Naidu
Fifi Bradlaugh, Charles Bradlaugh
Joanna Diesel, Rudolf Diesel
Jean-Jacques Habibullah, Jean-Jacques Rousseau, Habibullah Han
Kitap bir bilim kurgu – Distopya
Sayfa Sayısı 266
Yayınevi İthaki Yayınları
Bu türü sevenler için harika bir kitap, kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.
Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tık tık

Uncontrollably Fond

original

Kim Woo Bin ve Suzy’nin oynadığı 2016 yapımı 20 bölümlük drama Uncontrollably Fond’u bitirmiş bulunuyorum.Şimdi öncelikle şunu söyleyeyim ben drama sevmem. Ancak başrol oyuncularını sevdiğim için bu diziyi izlemek istedim.
Öncelikle oyunculardan bahsetmek istiyorum. Başrol de tabi ki Kim Woo Bin’imiz var. Onu daha önce A Gentleman Dignity ve The Heirs dizilerinde seyretmiştim. Bana çok yakışıklı gelmiyor ama bir karizması olduğu gerçek.Ben onu Kore’nin Küçük Emrah’ı olarak görüyorum. Çünkü izlediğim dizilerinde hep annesiyle ve hayatla problemleri olan acıların çocuğunu canlandırıyor.

tumblr_o9xcmlgkil1scm9d0o1_540
Bu dizide de Kore’nin en ünlü aktör ve şarkıcılarından Shin Jun-Yeong’u olarak karşımıza çıkıyor. Çocukken annesi ve kendisini terk eden ünlü bir savcı aynı zamanda milletvekili olan babası Choi Hyun-Joon (Yu Oh-Sung ) gibi bir savcı olup dünyaya adalet dağıtma hayali kurarken bir takım olaylar sonucu ünlü bir idol olur. Annesi onun savcı olmak yerine bir idol olmasını kabullenemez ve evlatlıktan red eder.

9883280
Shin Jun Yeong geçmişte bıraktığı ilk aşkı Noh Eul (Suzy) ile bir belgesel çekimi dolayısıyla tekrar karşılaşır. Aradan geçen yıllarda aşkının hiç azalmadığını farkedince Noh Eul’u elde etmek için elinden geleni yapmaya karar verir. Ancak bir sorun vardır. Doktoru ona ölümcül bir hastalığı olduğunu ve sadece 3 aylık ömrü olduğunu söyler.Artık planlarını bu üç aya göre yapmak zorundadır.

bae_suzy_at_-uncontrollably_fond-_press_conference_4_july_2016_05
Noh Eul babasını bir trafik kazasında kaybeder. Ona çarpıp kaçan kız kaçar ve olay tamamen örtbas edilir. Çünkü çarpan kız ülkenin en ünlü politikacılarından birinin kızıdır.Kızın babası Savcı Choi Hyun Joon’dan olayı örtbas etmesini ister ve karşılık olarak onu milletvekili yapar. Noh Eul kardeşine bakmak ve hayatını sürdürebilmek için haberci olur. Pek çok haber bulur ancak haberleri yayınlamaması karşılığında kendisine verilen rüşvetleri kabul etmek zorunda kalır. Hayat mücadelesi onu para aşığı, gurursuz bir kız haline getirmiştir.Bir yandan hayatını sürdürmeye çalışırken diğer yandan babasının intikamını alabilmek için araştırma yapmaya devam eder.

kapak_resmi233x252
Yu Oh-Sung dizi de Kim Woo Bin’i yıllar önce terk eden zengin bir kadınla evlenip ünlü bir savcı ve Noh Eul’un babasının kazasını örtbas etmesiyle de milletvekili olan iyilikle kötülük arasında kalmış bir adamı canlandırıyor. Dizinin başlarında en sevdiğim karakterlerdendi ortalarına doğru adamdan nefret ettim sonuna doğru bir parça affettirdi kendini. Çok değişik ve şefkatli bir yüzü olduğunu düşünüyordum ki Faith dizisinde kötü adamı canlandırdığını okudum. Gerçekten başarılı bir oyuncu hakkını vermek lazım.

Lim Ju Hwan ise daha önce Oh My Ghost adlı dizide izlediğim biri. Yüzü çok değişik bir yandan çocuksu,zaman zaman itici değişik yani.Bu dizi de de savcı Choi Hyun-Joon’un oğlunu canlandırıyor.Çok başarılı, iyi eğitimli, iyi huylu örnek bir genç. Bir tesadüf eseri Noh Eul ile tanışır ve babasıyla olan bağlantısını öğrenir. Olaydan vicdanen rahatsız olur ve Noh Eul ile kardeşine yardım edebilmek için fakir bir genç rolü yapıp onlarla arkadaş olur. Zaman içerisinde Noh Eul’a aşık olacak ve onun intikamı için kendi ailesini yok edecektir.

06r9uwfb232yrokwr9ghcptga9zd5qm5
Dizimizin ikinci kadınını da Yoon Jung-Eun (Lim Ju-Eun) canlandırıyor. Noh Eul’un babasına arabasıyla çarpıp kaçan ve zerre vicdan azabı çekmeyen iyi görünümlü kötü bir kadın olarak rolünün hakkını veriyor.

original
Dizinin ilk 10 bölümünde çok sıkıldım. Gerçekten, sadece Kim Woo Bin ve Suzy için sıkılarak da olsa devam ettim. Sonrasında dizi biraz hareketlendi. Suzy’nin karakterine başlangıçta çok gıcık oldum. Tamam fakirsin anladık ama bu kadar gurursuz ve pis de olmak zorunda mısın? Gördüğüm en ezik kızlardan biriydi.

original
19.bölümde dramın dibine vurmuşlar finalde bile o kadar ağlamadım ben. Gerçi düşünecek olursak ben dizi boyunca sadece 19.bölümde ağladım zaten. Kolay ağlayan biri olmama rağmen diğer bölümler beni o kadar etkileyemedi doğrusu.

Dizinin en tatlı erkeği Noh Eul’un kardeşi Noh Jik’i canlandıran oyuncu. Bu tatlılığı da paylaşmasam olmazdı.

Final eh işte idare eder bir durumdaydı. Çok yorum yapmak istemiyorum yanlışlıkla spoiler vermeyeyim diye.Her halükarda başrol oyuncularını seviyorsanız izleyin bence onun dışında dizinin çok bir etkileyici tarafı yoktu. Fazla klişeydi.

İyi Bayramlar

ramazan-bayraminiz-mubarek-olsun

Ve bugün itibariyle bayram tatilimize giriyoruz efendim. Hoppa cuppa çok mutluyum çünkü bayramdan sonra da 2 hafta boyunca iznim devam edecek. Bugün kısa bir tatile çıkıyorum ardından kardeşimin düğünü için şehir dışına Samsun’a gideceğim.

Tüm düğün telaşesi bittikten sonra çok özlemiş olarak buraya döneceğim.Bu vesileyle Kurban Bayramınızı da kutlar, harika bir bayram geçirmenizi dilerim.

Bayramdan sonra buralarda görüşmek üzere…

Sonbahar

Bugün ağustos ayının son günü.Bu sene zaten geç gelen yaz bizi erken terk ediyor. Eylülün yağmurlu havaları bir kaç gündür yüzünü göstermeye başladı.Öğlen saatlerinde sıcaklık olsa da akşamları ve sabahları serin artık. Soğuk olmayan ancak sıcaktan da baymayan geçiş mevsimlerini sevsem de sonbahardansa ilkbaharı tercih ederim hep. İlkbahar yeni bir başlangıç, tazelenme, küçük heyecanlar, kış ile uyuyan tüm doğanın yeniden canlanması anlamına gelirken sonbaharda tam tersi, sanki her şeyin bitişi…

00sonbahar-2A6E-07EC-E01A
Fiks depresyon mevsimimdir. Tıpkı hava gibi dalgalı ve değişken bir ruh haline bürünürüm.Bir an Eylüle ve sonbahara methiyeler düzerken öbür taraftanda intiharın eşiğine kadar getirten, insanı patlatan iç sıkıntıları yaşarım.
Sadece ben böyle değilim muhtemelen benim gibi olan pek çok kişi vardır biliyorum. Keşke bu mevsimleri bizim için daha çekilir kılan bir şey olsa. Mucizevi bir ilaç gibi…
Kardeşimin düğünü olacak eylülde. Önümüzdeki haftasonu İstanbul’da Nikah, bayramda da Samsun’da düğün. Arada 2 günlüğüne bir arkadaşımla dinlenmeye kaçacağım. Yani oldukça yorucu bir 3 hafta beni bekliyor olacak. Bloğumla pek ilgilenemeyebilirim ancak 3 hafta sonraki 2 hafta da izinli olacağım. O süreçte sürekli güncellenen bir blogla burada olacağım.Yokluğumda beni özleyin ve başka bloglara kaçmayın 🙂

omj47

Sonbahara böyle manzaralarla girsek depresyon falan kalmaz tabi, nerdee

Doctors – 2016

fff

2016 yılının en merak ettiğim ve ratingleri çok iyi olan dizisi Doctors 20. bölümde final yaptı. Dizi yine pek çok klişeyi yıktığı ama bünyesinde başka klişeler barındırdığı için favorilerim arasına girdi. Hiç klişesiz de olmaz çünkü.
Oyuncularımıza gelirsek; başrol de Park Shin Hye ve benim ilk kez dizisini izlediğim Kim Rae Won var. İkinci adamımız Yoon Gyun Sang ve diğer kızımız ise Cheese İn the trap dizisinden Lee Sung Kyung.

doctors3
Park Shin Hye’i daha önce Heirs dizisinde izlemiştim ve pek sevmemiştim açıkçası. Oradaki ezik kız karakterinden hoşlanmadım belki de. Çünkü bu diziyle benim için ikonlaştı diyebiliriz.

Kim-Rae-Won
Dizi de vurduğunu indiren gangster ruhlu bir kızı canlandırıyor. Ailesiyle yaşamasına rağmen üvey annesi ve babası ile anlaşamadığından vaktinin çoğunu sorun çıkararak ve dışarıda kavga ederek geçiriyor. Gittiği son okuldan da kovulunca babası tarafından başka bir yerde yaşayan büyükannesinin yanına kelimenin tam anlamıyla terk ediliyor. Babası onu bir daha görmek istemediğini falan söylüyor.

tumblr_inline_oaaj6recP71qelu2x_500

Dizinin tatlış 2. Adamı 🙂

Park Shin Hye ilk başta babaannesi ve orada yaşadığı yeni okulunda da sorun yaşıyor. Ancak bir beyin cerrahı olduğu halde öğretmenlik yapan Hong ji Hong ile tanışması hayatında bir milat oluyor. İdealist doctor öğretmenimiz gangaster ruhlu kızımızı yola getiriyor ve ona ders çalışmayı öğretiyor. Tam hayatında bir şeyler yolunda gitmeye başlamışken Öğretmen Hong’ a aşık olan yakın arkadaşı Seo Woo’nun iftirasına uğruyor ve hapse düşüyor.Üstüne hapisteyken büyükannesi ağır hasta oluyor.

4

Dizinin 2. Kadını, çok tatlı ve masum yüzlü…

Seo Woo’nun doktor olan babası tarafından büyükannesi ameliyat ediliyor ama ameliyat sırasında oluşan bir aksaklıktan dolayı vefat ediyor. Seo Woo’nun kibirli babası içten bir özür yerine ukalalık yapıp aileye para teklif ediyor.

08
Babası hastaneyle anlaşıp büyükannesinin ölümü nedeniyle verilen parayı alınca Hye Jung ailesiyle zaten kötü olan bağını tamamen keser ve artık intikam için yaşmaya başlar. İlk olarak ondan hoşlanan Hong hocayı terk eder ve hırsla okuyup çok başarılı bir cerrah olur. Seo Woo, babası ve Hong Hoca’nın çalıştığı hastane de cerrah olarak işe başlar.
Bu dizi de erkek ve kız arasında geçen klişe motosiklet çarpmasından kurtarma gibi klişeler hep kız tarafından yapıldı. Hye Jung sürekli birinci ve ikinci adamımızın hayatını kurtarıp durdu.

rLWcmS0_large

2. kez sevdiği erkeği Hye Jung’a kaptıran kızcağız 🙂

Hye Jung doktor olduktan sonra babası ortaya çıkıyor. Bu Kore dizilerinde kötü adamların birdenbire iyi adam olması beni hep şaşırtmıştır. Sanki Hye Jung’ı başından atan o değilmiş gibi gayet yumuşak ve iyi bir adam olarak belli bölümlerde kendini affettirebilmek için ortaya çıktı durdu. Dizinin bu kısmını da sevdim Hye Jung affetmedi babasını.
İntikam için geldiği hastanede Hong Hoca ile geçmişte yarım bıraktıkları aşklarına devam ederler. Aynı zamanda eski arkadaşı Seo Woo’nun bu hastanede aşık olduğu doktor arkadaşı da Hye Jung’a aşık olur. Burada kız haklı ama kimi sevse sevdiği Hye Jung’a aşık oluyor.

f9a13a8e-d885-492b-935c-e843bfaf8f86
Seo Woo’yu canlandıran oyuncu kız gerçekten çok güzeldi. Bu diziden önce Cheese İn The Trap dizisinde oynamış ben o diziyi seyretmediğim için ilk kez gördüm. Kesinlikle daha fazla dizi de hatta başroller de oynamalı.
Bunun dışında hastane de ki diğer karakterler de çok sıcakkanlıydı. Öyle aman aman kötü bir karakter yoktu. Kan tutuyorsa kesinlikle izlemeyin çünkü her bölümde detaylı beyin ameliyatı gösteriyorlar. Ayrıca diziye giren hastaların hikayeleri de ayrı bir heyecan ve keyif kattı diziye. Tabi sondaki hamile kadının öyküsü hariç. O kısım baya ağlattı.

doctors-cast
Finali yetersiz buldum. Şaşırdık mı? Hayır, alıştık buna zaten. Hye Jung’ın babasıyla olan durumu askıda kaldı. Seo Woo ile ilgili daha fazla mutlu kareler görmek isterdik. İkinci adamımız çok tatlıydı ama onunla ilgili de herhangi bir son olmadı. Yine de mutlu sonla bittiğini söyleyebiliriz. Bu yüzden kötü de değildi sonu.

Kore’deki Çatı Katımdan Sesleniyorum – Didem Duygu Demir

22881_1469720659

Kore ile ilgili dizileri izleyip müzikleri dinleyen herkes Didem Duygu Demir ve Nursena Demir isimlerini biliyordur. Duygu instagramda takip ettiğim çok tatlı bir kız. Dong Ho ile sımsıcak ilişkisi bana ümit veriyor. Şimdilerde belki duymuşsunuzdur bu tatlı kızın kitabı çıktı. Kendi hayatını,Dong Ho ile tanışmasını ve ilişkilerini anlattığı bu kitabı okumamak olmazdı. 

20160828_184849

Yalnız kitaba ilk eleştirim cildi olacak. Duygu’cuğum senin elinde değil biliyorum ama pembe kapak,cicili bicili bir cilt benim yaşımdakiler için kitabı dışarıda okunması imkansız hale getiriyor. 

20160828_185114

Kitap çok akıcı bir dille yazılmış ama tabi ki de biraz teenage. Yani belli bir yaşın üstündekilere çok hitap etmiyor ne yazık ki. Siz bana bakmayın benim zeka yaşım teenage. Kitapla ilgili diğer hayal kırıklığım da konunun tamamen Ankara’da geçmesi ve buradaki hayatını anlatması. Ben daha çok Kore’deki hikayesini merak ettiğim için böyle oldu belki de. Kitabın devamı gelecekmiş. Muhtemelen Kore’deki hayatını ve yaşadıklarını ikinci kitapta anlatacak. 

20160828_185004

İnsanı yormayan, sıkmayan, nasıl okuduğunuzu bile anlayamadığınız bir kitap. 378 sayfa

Kitabı hemen satın almak için buraya tık tık 

 

Zigavus Sarımsaklı Şampuan

DSC_0003

Saçlarım için en iyi şampuanı bulmak amaçlı uzun zamandır piyasada sözü edilen hemen hemen her şampuanı neredeyse kullandım.Tabi sonuç olarak kaçınılmaz saç dökülmesi problemi ile karşı karşıya geldim.Özellikle de hep organik, kimyasal içermeyen şampuanlar kullanmaya çalıştığım için aldığım sonuç beni baya şaşırttı.
Bu yıl No Poo dan, zeytinyağlı sabunlara, organik şampuanların her çeşidini denedim. İlgili yazılarıma ulaşmak için yazının en altında linkleri bulabilirsiniz.
Saç dökülmem için en son denediğim şampuan Zigavus Sarımsaklı şampuan oldu.
Sarımsaklı şampuan deyince öyle sarımsak kokusu falan yok şampuanda. Çok hafif hoş bir kokusu var. Daha da şaşırtıcı olanı saçlarım simsiyahken iki hafta önce açıcı ile rengini açtırıp bakır kızılına döndüm. Hemen ardından tatile gittim. Bu süreçte saçlarım hem deniz,güneş, kum hem de maruz kaldığı açıcı sayesinde sertleşti. Zigavus saçlarımı bu işlemlerden sonra bile yumuşatıp evcilleştirmeyi başardı. Üstelik saç kremi bile kullanmadım.

20160815_081838

Yeni saç rengim ama resimde koyu çıkmış 🙂

Sarımsak bildiğiniz üzere her derde deva, bir ölüme çaresi yok. Doğal antibiotik. Hatta arada bir ben bir tane sarımsak yutarım hap gibi.Çok faydalıymış. Şampuanı ilk kullandığım zaman pek bir etkisini görmedim. Ama kutuyu bitirmeye kararlıydım. Söyleyebilirim ki kutunun bitmesine yakın saç dökülmem azaldı. Yalnız arada başka ürün kullanmamanız gerekiyor.

shampoo1
Zigavus sarımsaklı şampuanın herhangi bir yan etkisi yok. Ben hassas bir cilde sahip olmama rağmen herhangi bir kızarıklık, alerji, kaşıntı,kepeklenme durumu olmadı. Saç kremi kullanmamama rağmen saçlarımı dolaştırmadı ve kurutmadı. Dökülmesi tamamen kesilmedi ama baya azaldı.Bu yüzden gönül rahatlığıyla tavsiye edebilirim.
Zigavus’un web sitesinde şampuanla ilgili detaylı bilgiler ve almış oldukları sertifikalar mevcuttur. İncelemek için buraya tık tık
* Zigavus extra plus, düzenli ve sürekli kullanıldığında etkisini göstermekte ve saç dökülmesini önlemektedir.
* Saç derisinde biriken ölü hücreleri temizleyerek kepek oluşumunu engeller.
* Beta-karoten, çinko ve kalsiyumca zengin olan sarımsak ekstresi sayesinde saça sağlık, canlılık ve direnç kazandırır.
* Sarımsak kokusu içermez.
* Saç kaybını saç ekim yöntemiyle gidermiş kişiler rahatlıkla kullanabilir.
* Sağlıklı saç gelişimi için uygun ortamı hazırlamak suretiyle saç dökülmesini engeller.
* Saç hücrelerini besleyerek, saçların dolgun görünüm kazanmasına yardımcı olur.
* pH değeri saç derisi ve cilde uygun olup irritasyona sebep olmaz.
* Dermatolojik, Alerjik, Mikrobiyolojik testleri Quality Assurance & Control Systems QACS Laboratuvarları tarafından yapılmaktadır.
* Avrupa’nın önde gelen laboratuvarlarından Skinlab tarafından yapılan uygulama ve test sonuçları, dermatolog görüşleri esas alındığında, sarımsaklı şampuanın özelliklerini ve etkinliğini kanıtladığını onaylar.

Revox At Kuyruğu şampuanı denemem için buraya tık tık 

Hask Şampuan denemem için buraya tık tık 

Nude şampuan deneyimim için buraya tık tık 

Organicum şampuan deneyimim için buraya tık tık 

Noo Poo ( Şampuansız saç yıkama )Denemem için buraya tık tık 

Eduard Einstein Vakası – Laurent Seksık

eduard-einstein-vakasi,bFJ33kK1vkqzOWUnWSjrlg

Tatilde okuduğum ikinci kitap Eduard Einstein Vakası gerçekten uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplar arasında. Albert Einstein’ın hayatına dair öyle enteresan şeyler anlatılıyor ki kitabı bir solukta okuyup bitirdim. Ünlü dahinin aile hayatı o dönemin Almanya’sında yahudi kökenlerinden dolayı yaşadığı sıkıntılar, oğluyla arasında aşılmaz mesafeler…

Albert Einstein üniversite tanıştığı Mileva Malic ile evlenip  çocuk yapar. İlk çocuğu bir kız olur ama akibeti meçhul, kitapta evlatlık verildiği ve orada öldüğü yazıyor. Diğer iki çocuğu erkek, Hans Albert ve Eduard… Albert Einstein daha sonra kuzeni Elsa ile bir ilişkiye başlar ve bu ilişki yüzünden evliliği bozulur, ailesi dağılır. Oğlu Eduard’ın şizofrenisini tetikleyecek travmaların sebebi olduğu düşüncesi hayatı boyunca kendisini sorgulamasına yol açar.

wpid-IMG_94323600575621

Kitapta en çok ilgimi çeken şey Psikanalizin kurucusu Freud ile Albert Einstein’in ortak bir kitap yazmaları oldu. Ancak bu kitap ne yazık ki yahudi soykırımı sırasında yakılıp kül edilmiş. 22 Mart 1933 te yayınlanan kitap aynı yılın 10 Mayıs tarihinde yok edilmiş, ne üzücü…Yahudi kökeninden dolayı Einstein’lar oldukça zor dönemlerden geçmiş.

Kitap Eduard’ın ağzından tüm hayat hikayelerini anlatıyor. Babasıyla olan ilişkilerini, hastalığının acımasızlığını, o dönemde Almanya ve Amerika’nın durumunu terk edilmiş hissini…

 Ünlü, dahi bir babanın şizofren hastası oğlu, babanın utanç vesilesi, suçluluk duygusu kitapta her çeşit duyguyu yakalama şansınız var. Ben çok beğendim. Kesinlikle tavsiye ediyorum.

eduard einstain vakasi_kapak

Kitap arkasını yazayım;

“Almanya’da Hitler iktidarda, radyolar kin ve nefret dolu konuşmalar yayınlayıp Yahudilerin kökünü kazımaya çağırıyor. Büyük savaşın ayak sesleri duyuluyor; bu baskı ortamında kaderin birbirine bağladığı üç insan, kendi dramlarını peşleri sıra sürüklerken, ayakta kalma mücadelesi veriyorlar:  Yüzyılın dâhisi Albert Einstein, eski karısı Mileva, oğulları Eduard.
Sürgündeki babasından ayrı bir çocukluk geçiren Eduard, Freud’a hayrandır ve ileride psikiyatr olmak istemektedir. Ne var ki yirmi yaşında şizofreni teşhisiyle Burghölzli Kliniği’ne yatırılır. Kalan ömrü boyunca da bu hastalıkla cebelleşecektir. Annesi Mileva, 1948 yılında ölene kadar hep onun yanındadır ama babası Einstein’ın bu hastalıkla yüzleşecek cesareti yoktur. Eduard, çektiği acılara, korkunç tedavilere, yapayalnızlığına rağmen içindeki iyiliği korumak için uğraşır; nefret ettiği babasını bile hep mazur görmeye çalışır. 1965’te 55 yaşındayken ölür.
Bir annenin ıstırabı; bir dâhinin, zaafından ötürü duyduğu utanç ve suçluluk duygusu; terk edilip unutulmuş bir oğulun acı dolu sesi… Dramın üç kahramanının iç dünyalarını büyük bir başarıyla bize aksettiren Laurent Seksik…”

Kitabı incelemek ve satın almak için buraya tık tık